M

M
@Mltmm_

M

, bir kitap okudu
Puan vermedi·150 syf.·
Beğendi
·
2022 6. kitabı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
O, dinlenmeniz için geceyi, gündüzü de aydınlatıcı (mubsir) olarak sizin için yaratmıştır. Şüphesiz işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır.(Yunus suresi 67) Nitekim, 67. ayette gece ve gündüz birer ayet olarak zikredilmekte ve insanlar bu ayetler üzerinde derin derin düşünmeye çağrılmaktadır. Gece ve gündüzün dönüşümleri olağanüstü birer ayettir ve Musavvir olan, herşeye kadir bulunan Allah'a delalet etmektedir. Zira bu dönüşüm arzın matematiksel bir kesinlikle kendi ekseni ve güneş etrafında dönmesi ile oluşur. Bu ardarda geliş, Musavvir olan Allah'ın yüce hikmetine mebnidir ve arkasında büyük bir gaye yatmaktadır. Nitekim bu dönüşümün arz üzerinde bulunan tüm varlıklara sayısız faydalar sağladığı ortadadır. Bu aynı zamanda Yaratıcının arz üzerindeki nimetine işaret eder ve sonuç olarak yaratıkları için ne mükemmel düzenlemelerde bulunduğunu gösterir. Dahası, bu dönüşüm evrensel Musavvir'in tek olduğunu, oyun oynamadığını aksine alemi bir gaye ve hikmete göre yarattığına delalet eder. Ayrıca şu büyük Hakikat'e delalet eder ki, tapınılmaya en layık olan, Veli ve Rabb olarak Allah'tır, başkası değil. Zira, O'nun dışında olan her varlık gece ile gündüzün ard arda gelişiyle ihtiyaçlarını giderir. Bu ihtiyaçları başka hiç kimse gideremez, bu yüzden bu muhtaç varlıklardan hiçbiri Rabb ve Veli olamaz. Bu ayetlerin ışığında, yalnızca şüphe ve zan üzerinde temellenen diğer dinlerin, böyle apaçık ayetlere dayanan semavi dinle karşılaştırıldıklarında hakiki din oldukları nasıl düşünülebilir?
insan yayınları·Kitabı okudu
Din
(Yunus suresi 45,46,47,48,49)
45 Gündüzün bir saatinden 53 başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arada toplayacağı gün, onlar birbirlerini tanımış olacaklar. Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır.54 Onlar hidayete ermiş de değildi. 46 Onlara vaadettiğimiz (azabın) bir kısmını sana gösteririz veya senin hayatına son veririz (de görmen ahirete kalır.) Onların dönüşleri bizedir, sonra Allah işlemekte olduklarına şahiddir. 47 Her ümmetin bir peygamberi vardır.55 Onlara peygamberleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar.56 48 Derler ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, bu belirttiğiniz süre (va'd) ne zamanmış?" 49 De ki: "Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim, her şey Allah'ın iradesine bağlıdır,57 Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler."58 AÇIKLAMA 53. Yani, "Ahiret hayatıyla tanışacakları ve bu dünyada geçirdikleri fani hayatın orada ebedi hayata zıt düştüğünü görecekleri zaman anlayacaklar ki, geçmiş hayatları, ahiret hayatının ebediliğine nisbetle bir hiç mesabesindedir. İşte o zaman dünya hayatının geçici zevkleri ve değersiz kazançları pahasına ebedi bir hayatı yağma etmenin ne büyük aptallık olduğunu anlayacaklardır." 54. Hüsrana uğramışlardır; çünkü Allah'ın huzuruna çıkacakları ve inkarlarının sonucu olarak işlediklerinin hesabını verecekleri günü unutmuşlardır. 55. Buradaki ümmet kelimesi yalnızca bir kavim ve topluluk anlamına gelmez; aralarında yaşamıyor olsa bile kendilerine gönderilmiş bir peygamberin mesajını almış tüm insanları kapsar. Bundan da öte, bir peygamberin mesajı tahrife uğramadan kaldığı ve insanlar içinde o mesajın hakiki anlamını bilenler bulunduğu sürece o toplum o
Din
(Yunus suresi 41,42,43,44)
41 Eğer seni yalanlarlarsa, onlara de ki: " Benim yaptıklarım benim, sizin de yaptıklarınız sizindir. Siz benim yaptıklarımdan uzaksınız ve ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım."49 42 Onlardan seni dinleyecekler vardır. Ama hiç duymayan-sağırlara -üstelik hiç akılları ermiyorsa- sen mi duyuracaksın?50 43 Ve onlardan sana bakacak olanlar vardır. Ama kör olanları -üstelik basiretleri de yoksa- sen mi doğru yola ulaştıracaksın?51 44 Şüphesiz Allah, insanlara hiç bir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendilerine kendileri zulmediyorlar.52 AÇIKLAMA 49. Yani "Sizinle yararsız tartışmalara girmek ve sizinle bu minval üzre cedelleşmek istemiyorum. Ben bir sahtekarsam bunun sonuçlarına katlanacak benim ve eğer sizler gerçeği inkar edenlerseniz, bundan bana değil sizlere bir zarar dokunur. 50. Her ne kadar bu ve benzeri müteakip ayetler Rasulullah'ı (s.a) muhatap alıyorsa da aslında anlamları, mesaja dikkat safetmeyen kimseleri paylama amacı taşır. Zira onlar kendilerine söylenen sözlerin yalnızca seslerini işitiyorlar, tıpkı hayvanlar gibi kelimelerin seslerini duyuyorlar fakat kendilerine söylenene kulak kabartmıyor, dikkat sarfetmiyorlardı. Bunun nedeni onların Hz. Rasul (s.a) hakkında önyargılı olmaları ve eğer atalarından tevarüs ettiklerine; arzu, şehvet ve çıkarlarına karşıysa makul bile olsa herhangi bir sözü kabul etmemeye karar vermeleriydi. İşte böyle hayvanlar gibi yaşayan bu insanlar, kelimelerin seslerini işitiyorlar fakat anlamlarına dikkat etmiyorlardı. Çünkü "yemek, içmek ve çiftleşmek" dışında ilgilendikleri birşey yoktu. Şehvetlerinin tatminiyle öylesine mest, öylesine meşgul oluyorlardı ki, yaptıklarının doğru mu yanlış mı olduğunu düşünmek bile istemiyorlardı. Şehvetine ait şeylere kulak kesilen böyleleri mesaja gelince sağır kesilmişlerdi. 51. Burada
insan yayınları·Kitabı okudu
Din
(Yunus süresi 36)
Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir. Açıklama; Yani (sahte) din koyucular, filozoflar kanun yapıcılar görüşlerini ilm üzerine değil yalnızca tahmin ve zan üzerine dayandırırlar. Aynı şekilde bu dini ve dünyevi liderlerin peşinden gidenler de onların büyük insanlar olduklarını ve bu yüzden doğru söylediklerini varsayarlar. Zira ataları ve cümle ahali onları izlemiştir; zanlarının nedeni budur.
insan yayınları·Kitabı okudu
Din