Tam bu sırada kapıda dikilen Salim Usta'yı gördüm. Yüzünde tatlı ve hüzünlü bir tebessüm. Yine de irkildim doğrusu. Son yaptırdığım pankartların ödemesini yapmıştım, niye geldi acaba? Elinde bir şey var. Bir çiçek saksısı.
"Salim Usta... Hayırdır," dedim biraz şaşkınlıkla.
"Yok bi şey. Evdeki çiçekler çoğaldı, birazını dağıtayım tanıdıklara dedim. Size de bunu ayırmıştım, onu getirdim."
Biraz durdu, çiçeğe baktı.
"Cam Güzeli diyorlar buna... Çok güzel çiçektir. Bol ışık ister yalnız. Güneş ışığı değil ama, aydınlık olsun yeter."
Gittim kucakladım adamı. Biraz uzunca kaldım omzunda. Hem iyi geldi, hem de gözlerimi sildim çaktırmadan.