William Morris

William Morris

Yazar
7.7/10
112 Kişi
·
226
Okunma
·
17
Beğeni
·
1121
Gösterim
Adı:
William Morris
Unvan:
Roman yazarı
Doğum:
24 Mart 1834
Ölüm:
Londra, Birleşik Krallık, 3 Ekim 1896
1834-1896. Mobilya, kumaş, vitray, duvar kağıdı tasarımlarıyla ülkesinde Sanatlar ve Zanaatlar akımının başlamasına, böylece de on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonraki sanat anlayışının değişmesine yol açmış İngiliz Endüstri tasarımcısı, el sanatçısı, şair ve ilk sosyalistlerden.
Oxford'da okuduktan sonra bir süre mimarlıkla uğraşan Morris, şair olarak ilk ününü romantik bir anlatı olan The Life and Death of Jason ile (1867; Jason'un Yaşamı ve Ölümü) yaptı. 1868-70 arasında yayımlanan The Earthly Paradise (Dünyevi Cennet) klasik kaynaklara ve ortaçağ yapıtlarına dayanan şiirlerden oluşuyordu. Story of Sigurd the Volsung and the Full of the Niblungs (1876, Völsung Soyundan Sigurd'un Öyküsü ve Nibelungların Çöküşü) adlı epik şiir onun en önemli yapıtı oldu.
Yaşamının bu döneminde, sanayileşmenin getirdiği toplumsal sorunlar karşısında, kendi kabuğuna çekilerek Laten ve İzlanda destanlarına eğildi. Destanların fantastik dünyasının, temelde bir eylem adamı olan Morris'i doyurduğu söylenemez. Giderek köktenci bir siyasal tavrı benimsemeye başladı. Sanatın belirli bir kesime hizmet etmesinden çok, kitlelere yönelik olması gerektiği inancından yola çıkarak sosyalizme yaklaştı ve 1876'dan başlayarak siyasal mücadeleye atıldı. Oxford'da öğretim üyesi olması için yapılan öneriyi geri çevirdi. İşçilerin kalabalık olduğu kesimlerde sanat-toplum ilişkileri üstüne dizi konferans vermeyi yeğledi.
Politikanın efendilerinin oynadığı oyun, birkaç hırslı yandaş kişinin, lüks ve heyecanlı bir eğlence hayatı yaşayabilmek için halkı ya ikna ederek ya da zorlayarak, kendi masraflarını onlara ödetmesinden ibaretti. Kendi aralarında ciddi fikir ayrılıkları varmış gibi bir izlenim yaratmak, hayatlarının her aşamasında yer alan bir yalandı...
"Politikayla aranız nasıl?" diye sordum. Gülerek bana şunları söyledi: Biz politika konusunda çok iyi durumdayız, çünkü bizde böyle bir şey yok.
On­lar şuna inanıyorlar ki, eğer bir çocuk bir erkek ve bir kadının doğal ve saglıklı aşkı sonucunda dünyaya gelmişse, bu nite­likler geçici de olsa, o çocuk her bakımdan çok daha iyi du­rumda olur, özellikle de bedensel güzellikler bakımından. Oysa saygın bir ticari ilişkiye dayalı evlilik yatağında ya da bu ağır sistemin sıkıcı çaresizliği içinde dünyaya gelen bir ço­cuk ise bunun tam tersidir. Derler ki, Zevk zevki yaratır. Ne dersiniz?"
184 syf.
·2 günde·7/10
İthaki yayınlarının, Unutulmuş Fantastik Klasikleri serisinin 2. Kitabı ve benim seriye başlangıç kitabım oldu.
Bu klasikleri, yazıldığı yüzyıla göre değerlendirmek lazım. Dili, üslubu elbette alışık olduğumuz fantastikler gibi değil. Kitabı genel olarak, çok bayılmasam da beğendim.
Tolkien, Yüzüklerin Efendisini yazarken bu yazardan oldukça etkilendiğini belirtmiş, kesinlikle katılıyorum.
Bazı karakterleri, nokta atışı gözümün önünde canlandı. Özellikle Leydi Galadriel.
Birçok yazarı bu kitapta gördüm desem yeridir.
Patrick Rotfuss'un Bilge Adamın Korkusu kitabındaki
Felurian'ı, 'Çetinduvar' ile George R. R. Martin'i, hüküm çemberi ve birçok LOTR kelimeleriyle Tolkien'i :)
Açıkcası fantastiğin gelişimini, başlangıcını görmek için güzel bir girişim olmuş.

Fantastiğe yeni başlayanlar pek beğenmeyebilir, ama eleştirmek için o alanda yetkinliğiniz olmalı ve düşük yıldız verenleri kınarım şahsen. Bize, Tolkien gibi üstadların yoluna Işık tutmuş insanlara değer vermek düşer.

Kitapta beni rahatsız eden tek şey Hz. Muhammet'e, iki yerde gereksiz bir şekilde saygısızca değinilmesi oldu. Hristiyanlığı öven, İslam karşıtı bir yazar olduğu belli de hiç gereği yokmuş. Günümüzdeki fantastiğin dini öğelerden ayrılmış olmasına seviniyorum.

Caaanoom Ged ile beraber okuduk ;)
Sıradakiii (:
304 syf.
·3 günde·Beğendi·6/10
1800'lü yıllarda yaşamış olan William Morris'in ütopyası, kendi zamanından çok uzak bir zamanda geçiyor. Ona uzak fakat bize yakın. İngiltere'nin o zamanki şartlarından pek de hoşnut olmayan Morris, bir gece yatağına uzanır ve zamanın çetin şartlarının üzerine çöken yorgunluğuyla, görmek, yaşamak ve katlanmak zorunda olduğu bu çirkinlikten duyduğu rahatsızlıkla uykuya dalar. Tahmin edileceği üzere bambaşka bir zamanda uyanır. Daha sonra öğreneceği üzere neredeyse iki asır atlayarak 2003 yılına ulaşmıştır.

Elbette bizim yaşayıp deneyimlediğimiz 2000'ler Morris'in ütopyasından çok uzakta. Gerçeğin de Morris'in düşlediği gibi olmasını, en azından ona biraz daha yakın olmasını dilerdim doğrusu. Cinsiyetçilik, faşizm, kölelik, eşitsizlik, kapitalizm ve bunlar gibi aklınıza gelen diğer tüm kelimeler ortadan kalkmıştır; insanların dilediğince yaşadığı, herkesin sevdiği işi isteyerek yaptığı, mülk kavramının ortadan kalktığı, işbirliği esasına dayalı bir yaşam tarzının olduğu, herkesin 'birey ve toplum' için neyin doğru neyin yanlış olacağının ayırdına varabildiği, tarihteki olaylardan ders çıkararak geride bıraktıkları tüm bu çirkinliklerin yeni ve huzurlu dünyalarına sıçramasına izin vermedikleri bir zamanda geçiyor.

Sanırım ütopyalar gerçekleşmesi imkansız rüyalar, distopyalar ise gerçekleşmesini önleyemediğimiz kabuslar olmaya devam edecek, geçmişte böyle oldu, şimdi'de böyle ve inanıyorum ki gelecekte de böyle olacak.
304 syf.
·18 günde·8/10
》Kitap 1800'lü yıllarda yazılmış ve 2003'te geçiyor. En çok merak ettiğim kısım da bu nokta oluyor. Neleri hayal etmiş yazar? Misal 2003'te hala at arabasıyla yolculuk yapılacağını.
》Mutluluk ütopyası. Yeni Londra'da herkes eşit. Komünizmi benimseyen bir ülke. Ülkede hiçbir yönetici, sosyal yaşamı düzenleyici kurum, kişi yok. Herkes istediği işi yapıyor ve herkes ihtiyaç olanı üretiyor ve ihtiyacı olanı alıyor. Gerçekten o kadar ütopik ki. Insanlığın hiçbir zaman bu noktaya gelebileceğini sanmıyorum
184 syf.
·Beğendi·10/10
Bu seriden okuduğum ilk kitabı çok beğendim. Tolkien'in başlattığı fantastik dünyaya gelesiye bu türün nasıl şekillendiğini anlatan bu seri bence çok kıymetli olacak. Ben de seriyi alıp okumaya devam edeceğim. Kitap aslında çok fazla bir olay örgüsü içermiyor ama yine de soluksuz okuyacaksınız. Bu kitabın kapağı ayrıca hoşuma gitti. Kitaptaki genç kız karakterini çok güzel resmetmişler.

Kitabın konusuna kısaca gelecek olursam; evliliği kötü giden Goldon Walter karakterinin babasına ait olan bir gemi ile yolculuğa çıkması ile başlıyor. Yolculuğu onu Dünyanın Ötesindeki Orman'a getiriyor. Buranın Leydi'si, Leydi'nin tutsağı olan genç kız ve cüceler ile bir sürü macera yaşıyor. Zaten kısa bir kitap olduğu için fazla detay vermeyeyim.

Kitap aslında 8.5 puanı hak ediyor olay örgüsü ile ama fantastik türün başladığı bu serideki kitaplara düşük puan vermek istemiyorum. Türe aşina olanların kısa sürede okuyacağı bir kitap.
184 syf.
·Beğendi·9/10
William Morris'in ilk ve son olamayacak kitabı,dünyanın ötesindeki orman...
Belki fantasik kurguları sevdiğimden, kitap beni etkiledi ve severek okudum.Kitabın bölüm başlarında ki minik içerikler kurgunun heyecanını diri tuttu.Bir bölüm,bir bölüm, bir bölüm daha derken kitabı bitirdim.
Kitap Walter 'in babasının keşife çıkmasını istemesi ve mutsuz giden evliliğinden uzaklaşıp,bir gemi yolculuğu ile gideceği rotanın,doğa etkisi ile başka limana gitmesi ve bu limanda yaşadıklarını anlatıyor.
William Morrisi eleştiremem seven var sevmeyen var ama her kitap bir şansı hak eder ve muhakkak ki birşey katacaktır...
302 syf.
·4 günde·7/10
Sanayi devrimi sonrası döneminin ilk ütopya örneklerinden olan Hiçbir Yerden Haberler, 19. Yüzyılda yaşayan William’ın kendini bir sabah 21.yüzyılda bulmasını anlatır.
Bu dünya eşitlikçi, doğayla iç içe ve devletsiz bir toplumdur.
Özgürlükçü sosyalist bu toplumda herkes mutludur çünkü herkes gerçekten yapmak istediği şeyleri yapmakta ve yaşamak istediği hayatı yaşamaktadır.
William Morris’in anlatımı oldukça akıcı ve anlaşılır.
Benim fikrime gelecek olursak içinde insan olan hiçbir denklemin herkes için mutlak mutluluk sunamayacağını düşünüyorum. Dolayısıyla Morris’in fikirlerinin büyük bir destekçisi olduğum söylenemez.
48 syf.
Bu kitap sadece 48 sayfa ama üzerine bir 48 sayfa da eleştiri yazılabilir. Beğendiğimi belirtmekle başlayayım.
Bu kitabı iki kitaba benzettim.
Birincisi Lafargue/Tembellik Hakkı. İşçilerin çektiği sıkıntılar, emeğin sömürüsü, boş zaman yetersizliği, sefalet ele alınmış. Örgütlenmenin gerekliliği vurgulanmış. İşçilerin, örgütlü bir sınıf mücadelesi sonucu, daha iyi koşullarda yaşayıp, daha çok boş zamanı olacağını belirtmiş William Morris (gerçekleşen kehanet) ve bu mücadele sonunda sömüren üst sınıfın yıkılacağını savunmuş (ne yazık ki gerçekleşmeyen kehanet).
İkinci kitap Oscar Wilde/The Soul of Man Under Socialism. Tıpkı Wilde gibi, Morris de iş yükünü makinelere yıkıp, sanat gibi insanca şeylerle uğraşabileceğimiz fikrine kapılmış. En iyi ifadeyle ütopik olan bu söyleme bir de Harari'nin bakış açısıyla bakalım. 21. Yüzyıl İçin 21 Ders kitabında Harari, birçok mesleğin hızla yok olacağı,hepimizin işlerimizi yapay zekâ yüzünden kaybedeceğimiz ve eğer beş on yılda bir kendimizi değişen işlere adapte edemezsek, hepimizin elektronik devlerin tiranlığı altında ezileceğimiz öngörüsünde bulunuyor. Tabi Wilde veya Morris zamanında Google yoktu; işlerin bu boyuta geldiğini görseler ne düşünürlerdi merak ediyorum.
Artık işçiler daha rahat, haklarını savunan sendikalar var (gibi) ama ne üst sınıf, ne kapitalizm, ne de büyük şirketler yok oldu. Hepimizin boş zamanı da var ama oturup kitap okuyup sanatla filan uğraşmıyoruz. İğrenç müzikler dinleyip, Survivor gibi saçmalıklar seyredip lumpenleşiyoruz. Üzgünüm Morris! Kapitalizm ruhumuzu yedi.
Morris'i bir konuda bizzat kendi tecrübelerime dayanarak haksız buluyorum. Sosyalist devrim gerçekleştiğinde, hepimizin kafa rahatlığından dolayı sanatsever olup zevkli, ferah, göz alıcı geniş mekânlarda yaşayacağımızı düşünmüş. Ben komünist bir ülkede doğup büyüdüm (evet yaşlıyım) ve dört kişilik aileler bile standart bir artı bir daracık zavallı evlerde yaşıyordu. Biz üç kişi sadece salonu olan bir evde yaşadık. Yine üzgünüm Morris! İşler hiç düşündüğün gibi gitmedi.
Aslında bu hümanist güzel insanın, genel olarak insanlık için, çok haklı ve makul istekleri var. Sağlıklı koşullar (hem beden hem zihin için), sömürüsüz makul iş ve güzel bir çevre. Belki hepsinde, bu kitabın yazıldığı 1800lere göre ilerideyiz ama hâlâ bazı hayvanlar daha eşit.(Üzgünüm Orwell)
İşte böyle! Bu kitabı alıp okuyun ve Morris hayalleri henüz gerçekleşme ümidiyle yaşarken, bunların günümüzde ne haline geldiğini görmeden öldüğü için şanslı mı karar verin. Ayrıca kitabın illüstrasyonları mükemmel. Ara sıra açıp sadece onlara bile bakabilirsiniz, hepsi sanat eseri.
Çok şey düşündüren güzel bir kitaptı.
184 syf.
·3 günde·8/10
https://www.instagram.com/mimirtells/ (Kitap incelemeleri, önerileri, eleştirileri ve alıntılar için.)

Puanım 4/5.

Başka bir kitap olsa puanım 3e ladar düşerdi fakat bu kitap için gerçekten kıyamadım. Niye düşük puan vermek istedim veya neden kıyamadım bunlardan bahsedeceğim. Önce kitap ne anlatıyor biraz ondan bahsedeyim.

Kitap Walter adlı ana karakterimizin evliliğinin sona ermesiyle başlıyor. Evlilik, aile ve şehirdeki problemler derken Walter boğulmaya başlıyor. Bu yüzden amaçsız bir şekilde bir deniz yolculuğuna çıkıyor ve şans eseri Dünyanın sonundaki ormana varıyor. İşte burada başlıyor aslında Walter'ın macerası. Genç bir kız ile tanışıp aşık olması, bu ormandaki değişik yaratıklar ve kişiler, daha sonradan tanıştığı Leydi ve birçok güzel karakterle tanışıyor Walter. Bir çeşit aşk üçgeni içinde kalan Walter'ın aşk dışında seçmesi gereken şeyler ve vermesi gereken önemli kararlar vardır. Bu şekilde Walter ile bir yolculuğa çıkıyoruz ve bu gizemli ormanda birçok şey keşfediyoruz.

Walter'ın karakteri tam bir Süperman. Ahlaki yönden mükemmel, fiziksel olarak oldukça güçlü ve her zaman iyilik düşünen birisi. (Bazıları gerçekten fazla mükemmel olduğunu düşünebilir.) Walter ile ilgili sevdiğim bir şey diğer karakterlerin onun adına birtakım kararlar vermesi ve Walter'ın bunun içinden çıkmaya çalışmasıydı. Leydi ile olan ilişkisi de harikaydı. Genç kız ile olan ilişkisi artık her yerde gördüğümüz "damsel in distress" yani başı dertte olan kız durumuydu. Klişe fantastik elementlere girersek çıkamayız zaten hiç girmiyorum. Şimdi bunları neden dert etmiyorum çünkü bu kitap o klişe haline gelmiş şeyleri yaratan kitaplardan birisi. 1800lü yıllarda yazılan ve J.R.R. Tolkien başta olmak üzere birçok yazarı etkileyen birisi Morris aslında. Bu yüzden kendisine saygım sonsuz. Bu sebepten bile kitaba tam puan verilebilir. Aslında düşük verme sebeplerimden birisi kitabın çok fazla bölüme ayrılmış olması ve bölüm başlıklarında açık açık "spoiler" verilmesi. Walter X ile buluşuyor, Walter X'e gidiyor gibi birçok başlık var. Daha bölümü okumadan ne olacağını öğreniyorsunuz ve bu da sürpriz olabilecek bazı yerlerin tadını kaçırmış. Onun dışında insanların neden bu kadar beğenmediğini anlamıyorum. Kitap yazıldığı zamana göre oldukça başarılı. Tekrar ediyorum; bu kitap fantastik edebiyatın temel taşlarından birisi, klişe fantastik elementleri var diye eleştirmek haksızlık olur.
184 syf.
·7 günde·5/10
Fantastik kitaplar arasında yazıldığı dönemden ötürü önemli bir yeri olduğunu düşündüğüm bu kitabı, maalesef çok sevemedim. Yine de fantastik klasikler arasında yer aldığı için ortalama bir puan verdim.
Dönelim kitaba. Fantastik bir hikaye için oldukça basit ve sıradan bir olay örgüsü var. Esas karakterimizin bir şekilde başladığı yolculuğu en sonunda anlam veremediğim bir şekilde son bulmasını işliyor, yazar. Bu yolculuk esnasında aşık olduğu kız dışında tanıştığı ya da yolculuğa başladığı diğer karakterler ne oluyor, belli değil. Hadi onlar esas kurgu için önemsiz olsun. Karakterimizin aşık olduğu kız da mı önemsiz? Ya da onu bunca zaman yanında kaldığı leydi de mi önemsiz? Hemen hemen hiçbir karakter detaylı bir şekilde okuyucuya sunulmamış. Kitapta fantastik bir hikayeden çok masalsı bir hava var.
Ama masallarda bile neden-sonuç bağıntısı bu kitaptakinden daha kuvvetlidir. Okurken hemen hemen her bölümde neden, demişimdir. Ama cevap alabildiğim bölüm olmuş mudur, bilmiyorum.
Keşke biraz neden sonuç ilişkisi olsaydı. Belki o zaman kitaptan daha çok zevk alabilirdim.
Açıkçası bu kitabı ben pek sevemedim. Ama sevenin de çok olduğunu bildiğim ve fantastik klasikler dizisinin bir kitabı olduğu için okumanızı tavsiye ederim. Her ne kadar kitapta aradığımı bulamamış olsam da dizinin diğer kitaplarını da okuyacağım. William Morris Dünyanın Ötesindeki Orman
184 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Muhteşem bir fantastik klasik okudum, o kadar akıcı ve etkileyici bir hikayeye sahipti ki bu kadar kısa olmasına çok üzüldüm. Sonsuz sayfa sayısı olsaydı keşke de kahramanlarımızın başından geçen her ayrıntıyı okuyabilseydim. Bu kitap her yerde olsun da herkes okusun istiyorum️

Yazarın biyografisi

Adı:
William Morris
Unvan:
Roman yazarı
Doğum:
24 Mart 1834
Ölüm:
Londra, Birleşik Krallık, 3 Ekim 1896
1834-1896. Mobilya, kumaş, vitray, duvar kağıdı tasarımlarıyla ülkesinde Sanatlar ve Zanaatlar akımının başlamasına, böylece de on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonraki sanat anlayışının değişmesine yol açmış İngiliz Endüstri tasarımcısı, el sanatçısı, şair ve ilk sosyalistlerden.
Oxford'da okuduktan sonra bir süre mimarlıkla uğraşan Morris, şair olarak ilk ününü romantik bir anlatı olan The Life and Death of Jason ile (1867; Jason'un Yaşamı ve Ölümü) yaptı. 1868-70 arasında yayımlanan The Earthly Paradise (Dünyevi Cennet) klasik kaynaklara ve ortaçağ yapıtlarına dayanan şiirlerden oluşuyordu. Story of Sigurd the Volsung and the Full of the Niblungs (1876, Völsung Soyundan Sigurd'un Öyküsü ve Nibelungların Çöküşü) adlı epik şiir onun en önemli yapıtı oldu.
Yaşamının bu döneminde, sanayileşmenin getirdiği toplumsal sorunlar karşısında, kendi kabuğuna çekilerek Laten ve İzlanda destanlarına eğildi. Destanların fantastik dünyasının, temelde bir eylem adamı olan Morris'i doyurduğu söylenemez. Giderek köktenci bir siyasal tavrı benimsemeye başladı. Sanatın belirli bir kesime hizmet etmesinden çok, kitlelere yönelik olması gerektiği inancından yola çıkarak sosyalizme yaklaştı ve 1876'dan başlayarak siyasal mücadeleye atıldı. Oxford'da öğretim üyesi olması için yapılan öneriyi geri çevirdi. İşçilerin kalabalık olduğu kesimlerde sanat-toplum ilişkileri üstüne dizi konferans vermeyi yeğledi.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 226 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 249 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.