Celal Yıldırım, İlmin İşığında Asrın Kur'an Tefsiri adlı tefsir çalışmasında, ifk ayetlerinin öğütlerini şöyle sıralamış:
Kur'ân'da, bu olaya parmak basılıp iffetin lekesizliği belirtilirken, müminlere dokuz maddelik bir öğüt ve uyan paketi veriliyor:
1 Sözü edilen iftira dış görünüşüyle şer sanılsa bile, aslında müminlerin lehine hayırdır. Zira bu olay, bir yandan da hem münafıkların iyi tanınmasını hem de zayıf imanlıların ölçüsünün bilinmesini sağlamıştır.
2 Hemen ispat edilmeyen bu tür haberler açıklığa kavuşuncaya kadar, müminlerin hüsn-ü zanda bulunmaları ve 'bu açık bir iftiradır' demeleri gerekir. Çünkü suç sabit oluncaya kadar suçlu zanlısı, suçsuz kabul edilir. Nitekim hukukta 'beraet-i zimmet asıldır' kuralı yer almıştır.
3 Gerek şahsi, gerekse amme haklarıyla ilgili olarak ortaya attığı iddia ve suçlamasını beyyine (belge ve şahit) ile ispat edemeyen kimse, İslâm nazarında yalancı ve müfteri kabul edilir. O yüzden hakkında ceza-i müeyyide kusursuz şekilde uygulanır.
4 İslâm Dini, biri manevi, diğeri maddî olmak üzere iki ayrı caydırıcı, ıslah edici müeyyide koymuştur. Manevi müeyyidenin uygulanması, Cenâb-ı Hakk'a aittir. O, rahmeti ve sünneti gereği bunu daha çok âhirete bırakmıştır. Kişi, iyice azıp sapıtmadıkça, ahlaksızlığı zulümle birleştirip Allah'ın kullarını huzursuz ve tedirgin edecek bir çizgiye getirip dayamadıkça Cenâb-ı Hak, onu dünyada hemen cezalandırmaz. Ancak indirdiği kitap ile insanlar arasında düzen ve huzuru, adalet ve hakkaniveti sağlamayı, hakların korun masını, mütecavizlerin durdurulmasını ve kitapta yer alan maddi müeyyidelerin kusursuz uygulanmasını emretmiştir.
5. İçyüzünü bilmediğimiz bir olayı dilimize dolamamız, gerçekmiş gibi bir görüntü verip yaymamız, bizi çok yanlış ve tehlikeli bir noktaya götürür. Söylemek kolay,