Muhammed mert

Celal Yıldırım, İlmin İşığında Asrın Kur'an Tefsiri adlı tefsir çalışmasında, ifk ayetlerinin öğütlerini şöyle sıralamış: Kur'ân'da, bu olaya parmak basılıp iffetin lekesizliği belirtilirken, müminlere dokuz maddelik bir öğüt ve uyan paketi veriliyor: 1 Sözü edilen iftira dış görünüşüyle şer sanılsa bile, aslında müminlerin lehine hayırdır. Zira bu olay, bir yandan da hem münafıkların iyi tanınmasını hem de zayıf imanlıların ölçüsünün bilinmesini sağlamıştır. 2 Hemen ispat edilmeyen bu tür haberler açıklığa kavuşuncaya kadar, müminlerin hüsn-ü zanda bulunmaları ve 'bu açık bir iftiradır' demeleri gerekir. Çünkü suç sabit oluncaya kadar suçlu zanlısı, suçsuz kabul edilir. Nitekim hukukta 'beraet-i zimmet asıldır' kuralı yer almıştır. 3 Gerek şahsi, gerekse amme haklarıyla ilgili olarak ortaya attığı iddia ve suçlamasını beyyine (belge ve şahit) ile ispat edemeyen kimse, İslâm nazarında yalancı ve müfteri kabul edilir. O yüzden hakkında ceza-i müeyyide kusursuz şekilde uygulanır. 4 İslâm Dini, biri manevi, diğeri maddî olmak üzere iki ayrı caydırıcı, ıslah edici müeyyide koymuştur. Manevi müeyyidenin uygulanması, Cenâb-ı Hakk'a aittir. O, rahmeti ve sünneti gereği bunu daha çok âhirete bırakmıştır. Kişi, iyice azıp sapıtmadıkça, ahlaksızlığı zulümle birleştirip Allah'ın kullarını huzursuz ve tedirgin edecek bir çizgiye getirip dayamadıkça Cenâb-ı Hak, onu dünyada hemen cezalandırmaz. Ancak indirdiği kitap ile insanlar arasında düzen ve huzuru, adalet ve hakkaniveti sağlamayı, hakların korun masını, mütecavizlerin durdurulmasını ve kitapta yer alan maddi müeyyidelerin kusursuz uygulanmasını emretmiştir. 5. İçyüzünü bilmediğimiz bir olayı dilimize dolamamız, gerçekmiş gibi bir görüntü verip yaymamız, bizi çok yanlış ve tehlikeli bir noktaya götürür. Söylemek kolay,
Reklam
"İyi kadınlar, gönülden (Allah'a) boyun eğen, Allah'ın koruduğu gizlilikleri koruyanlardır. "(Nisa 34) Allah, hakları taksim edendir. İman eden kadın ve erkek, bu taksimden razı olandır. İslâm'da aile, evde hak savaşları yapılan bir muharebe meydanı değil, hak hukuk gözetilen huzur yuvasıdır. Ayetlerde karı koca görevleri şöyle özetlenmiştir: İki Ayrı Cinsin Ayrı Görevleri Vardır. Kur'ân, yukarıdaki iki âyetle kadınla erkeğin birbirine ve dolayısıyla aileye karşı görevlerini özetlemiştir. Erkeğin Görevi: a) Karısının nafakasını ve zarurî ihtiyaçlarını karşılamak b) Elindeki mal ve parayı bilerek ve ölçülü biçimde harcamak. c) Karısının ev dışındaki işlerini yürütmek, onu gözetip korumak. d) Karısını kendine sadık bir yardımcı saymak, bu konudaki noksanlıkları en güzel ve genel anlamdaki söz ve buluşlarla gidermeye çalışmak. e) Evini ihmal etmemek, hem kendisinin hem de karısının ve çocuklarının günlük hayatını düzenli yürütmeye çalışmak, bunun için kendisini örnek sayılacak düzeyde tutmak... Kadının Görevi: a) Güzel huy, iyi ameli âdet edinmek. b) Dine, örfe ve akla uygun hususlarda kocasına itaat etmek. c) Namus ve iffetini, kocasının şeref ve itibarını korumak. d) Kocasının gıyabında hem kendini hem de onun mal ve namusunu muhafazaya çalışmak. e) Kocasının irşad ve murakabesine gönül kapısını açık bulundurmak...
Mutluluktan yapılan infak En yakınımızdan başlayarak yetimleri, garipleri, yoksulları sevindirmekle yapılabilir. Bu arada şunu da ifade etmek de fayda var: "Mutluluk'tan kastımız, vahyin kastettiği mutluluk algısıdır. Örneğin; Sahabe dönemine "Asr-ı Saadet" yani "Mutluluk asrı" denilmişti. Ama onlar, yeri geldi, karınlarına taş bağladılar; yeri geldi, gömleklerini yırtıp savaştan aldıkları yaralara sargı bezi yaptılar. Mekke gibi bir şehri bırakıp Habeşistan gibi yaban ellere hicret ettiler. Devirlerinin adı "Saadet Devri"ydi. Peki, şimdi ne oldu da istediği mobilyayı alamamak, depresyon sebebi olabildi? Şimdi ne oldu da son çıkan cep telefonunu alamamak, stres ve üzüntü nedeni olabildi? Şimdi ne oldu? Kitap aynı kitap, İslâm aynı İslâm olduğu halde Müslümanlar, niçin bu kadar farklı oldu acaba? Sağlığımızın infakını, hasta yakınlarımıza hizmet ederek... Gençliğin infakını, Hz. Mus'ab Radıyallahu anh gibilerini örnek, önder ve öncü edinerek... Konuşmanın infakını, tatlı söz, kem sözlerden kaçınarak ifa edebiliriz... Ki infak, Kur'an'da büyük bir yer tutmaktadır. Verecek hiçbir şeyiniz mi yok (?!) O zaman "tebessüm de sadakadır" vesselam
"İlmin varsa konuş, ibret alsınlar; ilmin yoksa sus da adam sansınlar!"
Cennet, anaların ayakları altındadır! Çünkü onların eğitiminden geçen nesillerimiz, adâletin yeryüzündeki temsilcileri olarak zulmün başına bela olurlar! Cennet, anaların ayakları altındadır! Çünkü onların elleriyle mücahidler yetişir ve de küfrün korkulu rüyası olurlar! Cennet, anaların ayakları altındadır! Çünkü onlar, önce cennetlerini yüreklerinde taşırlar... Kısacası "Cennet, Anaların ayakları altındadır!" Çünkü onların elleriyle kul yetişmektedir! Cennetlerini yüreklerinde taşıyanlara, selâm olsun!.
Reklam