*“Hayatın amacı yalnızca mutlu olmak değildir. Amaç; faydalı, dürüst, merhametli olmak ve geride, ne kadar küçük olursa olsun, dünyayı biraz daha iyi kılacak bir iz bırakmaktır.
Gerçek bir yaşam, yaşadığını ve bunu hakkıyla yaptığını gösteren bir miras aktarmaktır.
İster bir çocuğa göz kulak olarak, ister bir bahçeyi büyüterek, ister insan yaşamını iyileştirmek için çalışarak… asıl başarı, derinlerde hissedilen o kesinliktedir:
Senin varlığın sayesinde, en az bir yaşam daha özgürce nefes aldıysa, işte o zaman hayatın özüne dokunmuşsun demektir.”
— Ralph Waldo Emerson
John Steinbeck, kendi döneminde ülke başkanlarının yalakalığını yapmaktan uzak olan, politikada saygı görme arzusu gütmeden, emekçi halkının her daim yanında olup, eğri oturup doğru konuşmaktan hiç bir zaman vazgeçmeyen yazar; ilkeli duruşundan dolayı da satılmışlık ve sorumsuzlukla suçlanıp öfke ve kin kusan ölüm tehditleri içeren mektuplar almış.
Milletinin içinde bulunduğu tehlikeleri gazeteci kimliğiyle cesurca dile getiren yazar; sürekli artan kitap fiyatlarından tutun da aile yapısının çürümüşlüğüne, toplumu katmanlara ayıran beyazların kendilerini siyahlardan üstün görme çabasının sebeplerine varana kadar ne var ne yok herşeyi anlatmış.
Politikanın kirli, hileli ve şerefsiz bir uğraş olduğunu düşünen Steinbeck; kuvvetli ve yetkin aletler(silah ve bomba) yaptıklarını sonra da bu yaptıklarını dünyaya ispatlamak için kullanmak zorunda oluşlarını şiddetle kınıyor...Bağıra çağıra Hiroşima ve Nagazaki'yi hala haklı göstermeye çalışanları da dehşet içinde eleştiriyor.
Hiçbir şeyden yokluktan korktuları kadar korkmayan , kendi içine sindirilmeye çalışılan halkını, zulmün her türlüsünü insanlığa mubah sayan zalim tiranlara karşı da halkını devrim yapmaya davet ediyor!..