İnsanoğlu garip bir yaratıktır: zamanla her şeye alışır ve alışmadığı her şeyden korkar. Hattâ bazan o kadar korkar ki, dünyada daima sonu olan
ikbalden ayrılmayı bile ölüme tercih eder.
(Doğu hayalciliğine çok alışkanlığımdan mıdır nedir; gülden bahsettikçe daima bülbülü hatırlarım. Gerçi, hemen bütün divan şairlerimizin iddialarının aksine, bülbülün güle âşık olmadığım bilirim; fakat o zavallı kuşun sevdalı sevdalı duruşuna baktıkça, mini mini kalbinde büyük bir aşk sakladığına inanmaktan da kendimi alamam. Ama bülbül gerçekten âşıksa hürriyete âşıktır. Çünkü bahçelerde, güller arasında serbest serbest dolaşıp tatlı tatlı öterken zavallıyı yakalayıp bir kafese hapsederler. Artık hürriyetini kaybetmiştir; şakımak şöyle dursun, yaşamak bile onun için çekilmez bir yük olmuştur.)