Şir gün aniden sen de kadınsız erkeklerden olacaksın. O gün en ufak bir uyarı, küçücük bir ipucu vermeden; önse zi olarak hissettirmeden ya da içine doğmadan; kapını çal madan, öksürerek haber vermeden; hiç beklemediğin bir an da seni bulacak. Bir köşeyi döndüğünde, aslında çoktan oraya varmış olduğunu anlayacaksın. Ama geriye dönmek mümkün olmayacak. O köşeyi bir kez dönünce, orası artık senin için mümkün olan tek dünya olacak. O dünyada sen kadınsız er keklerden biri olarak anılacaksın, hep bu soğuk çoğul eki ile.
Kediler kendilerine iyi niyetle yaklaşanlar ile onlara düşmanlık besle yenleri ayırt edebilirler. Ona yemek ve uyuması için yer vermiş, olabildiğince de kendi haline bırakmıştı. Buna karşılık ke di de sanki ban uğursuzluklardan korumuştu; o köşesinde ses sizce uyuduğu sürece barda kötü bir şey olamazdı sanki.
Her nasılsa, ayrıldığı karısı ve onunla yatan eski iş arka daşına karşı ne bir nefret, ne de öfke duyuyordu. Elbette ilk güqJerde büyük bir şok geçirmiş, bir süre mantıklı düşüne memişti, ama nihayetinde "Yapacak bir şey yok" sonucuna varmıştı. Olan olmuştu. Yaşamı boyunca ne başarılı olabil miş ne de bir şey üretebilmişti. Mutlu edebildiği biri olma mıştı, kendisi dahil. Mutluluğun ne olduğundan, ne anlama geldiğinden bile emin değildi. Acı, kızgınlık, hayal kırıklığı, vazgeçiş gibi duyguların hiçbirini algılayamıyordu. Elinden gelen tek şey, derinlik ve ağırlığını yitirmiş yüreği fırıl fırıl uçup bir yerlere gitmesin diye onu sımsıkı bağlayacak bir yer bulabilmekti. İşte, "Kino", dar bir sokağın köşesinde yer alan küçük bar, o yerdi. V e yine burası -sonuç olarak- tuhaf bir şekilde rahat bir mekan olmuştu.