Ancak bizi gö ğe çıkaran, vadinin dibine düşüren, şaşkına döndüren, güzel hayaller gördürüp bazen ölüme götüren bu organ olmasa, ya şamlarımız büyük olasılıkla çok sıkıcı olurdu. Ya da sadece bir envanter listesi olarak sona ererdi.
Açık çası bir profesyonel olarak kendimle övünürüm. Özel yaşa mımdan da hoşnudum. Çok arkadaşım var, sağlığım da şim dilik yerinde. Yaşamdan kendimce bir haz alıyorum. Ancak son günlerde ben aslında neyim diye çok düşünüyorum. Hem de çok ciddi biçimde. Benden kariyerimi, estetik cerrahi yete neğimi alsalar, bu yaşadığım rahatlığı yitirsem ve birden yer yüzüne çıplak bir insan olarak koysalar beni, bu ben acaba nasıl biri olur diye."
"Aşık olduğun kadınla buluşup bedenini onunla birleştir dikten sonra hoşça kal demenin ardından duyumsanan o yo ğun kaybetme hissi. Bunaltı. Düşününce bu hisler bin yıldan beridir hiç değişmemiş. Ve ben bunları bugüne dek hissetme miş biri olarak, henüz yetişkin olamamış bir insan olmanın acısını duydum. Fark etmekte epey geç kalmışım."
"Şu şiiri biliyorsunuz, değil mi? 'Sevdiğimle sevişip, ayrıl dıktan sonraki özlem duygusunun, yerini dolduramıyor ki, hiçbir hatıra'" diye sordu Tokay.