Sezai Karakoç’un bu eserinde zaman, sadece geçen bir kavram değil; hissedilen, sorgulanan ve anlam kazanan bir yolculuk. Her şiir, insanın içine dokunan derin bir duruş taşıyor.
Kısa ama etkili dizelerle insanı durup düşünmeye davet eden bu kitap, benim için sadece bir şiir değil, ruha iyi gelen bir yolculuktu.
Kesinlikle tekrar tekrar okunacak bir eser.
Küçük Prens benim için tek seferlik bir kitap hiç olmadı. Defalarca okudum, muhtemelen yine okuyacağım. Her dönüşümde başka bir cümlesine takıldım, başka bir yerinden yakaladı beni. Yaş değiştikçe kitap da değişiyor sanki.
İlk bakışta çocuk kitabı gibi duruyor ama aslında büyükler için yazılmış. Daha doğrusu, büyürken unuttuklarımız için… Sevgi, bağ kurmak, sorumluluk almak, gerçekten görmek. Tilkinin anlattıkları, gül meselesi, gezegen gezegen dolaşırken karşılaştığı insanlar… Hepsi tanıdık. Hepimiz biraz oradayız.
Bu kitabı sevmemin sebebi belki de yormadan düşündürmesi. Büyük laflar etmeden, bağırmadan anlatması. Okurken insanın içi biraz yumuşuyor. “Asıl mesele neydi?” diye soruyor kendine.
1000Kitap’a döndüğümde ilk incelememin Küçük Prens olmasını istedim. Çünkü bazı kitaplar raflarda durmaz, insanın içinde durur.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,8bin okunma