Kişinin sevdiklerine yardım etmesindeki erdem, "bencil olmama" veya "fedakarlık" değil, dürüstlüktür. Dürüstlük kişinin kendi inançlarına ve değerlerine duyduğu sadakattir; kişinin değerlerine uygun olarak davranması, onları ifade etmesi, yüceltmesi ve gerçekliğe uyarlaması politikasıdır. Eğer bir kişi bir kadını sevdiğini söylerse, ancak ona karşı davranışları kayıtsız, düşmanca veya zarar verici ise, onu ahlaksız yapan şey onun dürüst olmayışıdır.
Kişinin değerler hiyerarşisinde, sahip olduğu tüm tercihler, kendisi için en üst düzey kişisel (ve akılcı) faydayı sağlıyorsa, kişinin sevdikleri için yaptığı hiçbir davranış bir fedakarlık değildir. Yukarıdaki örnekte, karısının hayatta kalması kocası için onun parasının satın alabileceği her şeyden daha değerlidir, bu onun kendi mutluluğu için en önemli şeydir ve bu yüzden onun davranışı bir fedakarlık değildir.
Sevgi ve arkadaşlık tamamen kişisel, bencil değerlerdir: Sevgi, kişinin bir diğer kişi şahsında kendine saygının bir ifadesi ve dışavurumudur. Kişi, sevdiği kişinin sırf mevcudiyetinden dolayı kişisel, bencil bir zevk duyar. Kişinin sevgide aradığı, ondan çıkardığı ve kazandığı şey kendi kişisel, bencil mutluluğudur.
"Feda etme" daha değerli bir şeyi daha az değerli olan veya değersiz olan bir şey karşılığında vermektir. Buna göre altruizm bir insanın erdemini onun kendi değerlerini verme, onlardan feragat etme veya onlara ihanet etme derecesi ile ölçer; çünkü bir yabancıya, bir düşmana yardım etmek, kişinin sevdiklerine yardım etmesinden daha erdemli, daha az "bencilcedir". Akılcı davranma prensibi ise bunun tam tersidir ve temel prensibi şöyledir: Daima değerlerinizin hiyerarşisine uygun olarak davranın ve asla daha değerli bir şeyi daha az değerli bir şey karşılığında feda etmeyin.