Dünya kadına, erkeklere dediği gibi"yazmayı seçersen yaz, benim için farketmez" demedi. Dünya kahkahalara boğularak şunu dedi: "yazmak mı? Senin yazmandan ne çıkar?"
Böylece ortaya çok garip, karmaşık bir varlık çıkıyor. Yaratıcılık alanında kadın en önemli yere sahiptir, gerçekte ise tamamen ehemmiyetsizdir. Şiir sanatını baştan başa kaplar; tarihte ise bulunmaz. Kurmaca da kralların ve fatihlerin hayatlarına hükmeder; gerçekte ise ebeveynlerin zorla parmağına yüzük taktığı herhangi bir oğlanım kölesidir. Edebiyatta en ilham dolu sözcüklerin, en derin düşüncelerin bazıları onun dudaklarından dökülür; gerçek hayatta ise anca okur, güç bela heceler ve kocasının malıdır.
Gerçeklik çizgisinden kayıyor adımlarım.
Bu gece okyanusun sahile sürüklediği minik bir yosun parçasıyım.
Bir yere ait olmaktan fazlasıyla uzağım.
"Ev" diyemediğim duvarlara hapsolmuş, dağılmışım.
Kırık bir aynanın yok ettiği ayrıntı, ölü bir kelebeğin kanatlarıyım.
Bir mezar taşı kadar soğuğum bu gece, cehennem ateşinde bile ısınmaz ruhum.
Gökyüzü kadar sonsuz, yalan bir tebessüm kadar donuğum.
Düşlerimi karıştırır oldum.
Hangi fikir benim ve ben neredeyim?
Küçük bir çocuğun, oynamadığı oyuncağı kadarım.
O kadar öylesine, yokmuş gibi varım.
Ben bu gece biraz durgun, biraz coşkuluyum.
Ölen bir yıldızın yaydığı, son ışığım belki de.
Nefessizliğimle harmanlanan ipe bedenimi, yıldızlara ise ruhumu asıyorum bu gece.
-Mavi'den
Kadınları korumaktan vazgeçmeniz lazım, onları farklı işler ve farklı uğraşlarla baş başa bırakın; izin verin ki asker olsunlar, denizci olsunlar, otomobil sürsünler, liman işçisi olsunlar... "Kadınlık korunmaya muhtaç bir varoluş olmaktan çıkınca her şey olabilir."