"Birini ille de bizzat nefesini keserek öldürmez insan. Birbirimizi öldürmenin onlarca yolu var, gülümsedi. "Bazen konuştuğuyla, bazen sustuğuyla öldürür. Bazen gidişiyle, bazen yanında kalmayışıyla."
Bazıları eksik, bazıları korkak, bazıları kayıp doğar. Sonradan kaybolanlardan farklı olarak, kendini nerede arayacağını bilemez onlar. Bazı eksikler, birileri koymadan yerleşir ruhunuza. Sizinle birlikte gelirler dünyaya. Bir yerlerde bir hata olduğunu bilirsiniz ve tam yerini bulamadığınız için, gittikçe köklenişini ömrünüz boyunca çaresizce hissedersiniz. Başlangıçta sadece bir parçanız olan hata, usul usul tüm varlığınızı ele geçirir. Böylece zamanla, hüviyetini açık etmeme gayesiyle çırpınan, koca bir hataya dönüşürsünüz. İyi saklanması gereken acıklı bir kabahate.!
"İnsan," diyordu, "ömründe ancak bir kez aşık olurmuş.
O vakit kalbi kanatlanıp semaya havalanır, yıldızların arasına karışırmış. Sevdikçe ve sevildikçe ışıldarmış kalbi. Bizim yıldız kayması sandığımız şey, sevdiğini kaybedenlerin intiharıymış."
"Hilmi Abi, bizim koğuştan. Çok iyi adamdır ama galiba tanıdığım en üzgün kişi. Sevdiği kadın bir kazada ölmüş. Yıkılmış tabii Hilmi Abi. Önce, ben yanında olsaydım ölmezdi, kurtarırdım diye düşünmeye başlamış. Sonra, demek ki benim yüzümden öldü'ye, sonra da aklı ona oyunlar oynadıkça, onu ben öldürdüm'e bağlamış. Tanıştığımızda, sevgilisini öldürdüğünü sandığı için felaket durumdaydı. İntihar etmeye çalıştığı için getirmişler zaten buraya da. Suçluluk bataklık gibi pis bir duygu, girersen gömülürsün. İnsan kendine öyle abanmamalı."