Ürkmeli miyim, sevmeli mi bilemedim. Ikisini birbirine çok benzettim. Tekmelenmeye aldırmayan kimi sokak köpeklerinin, sevilmekten nasıl kaçtıklarını düşündüm. Alışmamak için kaçıyor köpecikler. Sevilmeyi sevmediklerinden değil yani, sonsuza dek sevilmeyeceklerini bildiklerinden. Tokluğa alışanın açlıkta daha çabuk hastalanması gibi bir şey sonuçta, sevilmeye alışanın sevgisiz kalınca daha feci hırpalanması!
Çocuktuk, bazılarımız için yokuşlar daha dik, merdivenler daha yüksekti. Kimimiz birilerinin elini tutup çıkarken, kimimiz düşme korkusuyla tırabzanlara yapışıp kaldı, kimimiz de başka birileri tarafından aşağı itildi.
Hep aynısı oluyor; tam çaresizliğin neye benzediğini anladım sanıyorum, sonra hayat öyle bir numara çekiyor ki, daha kötüsünün, daha kötüsünün, hep daha kötüsünün mümkün olduğunu görüyorum.