"Senden kime inliyeyim, başka tanrı yok! Hiçbir el elinden üstün değildir. Senin yol gösterdiğin kimse kaybolmaz; Senin şaşırttığının kılavuzu yoktur."
"Aklın başında ise âdil tanrıdan tövbe gününde günah gününün özrünü dile. Seni yoktan var eden Tanrı, düştüğün zaman elinden tutmaz olur mu? Kulsan hâcet elini kaldır; utanıyorsan hasretle gözyaşı dök. Kim bu kapıdan özür dilediyse nedamet seli onun günahlarını yıkamıştır. Günahlarına çok ağlayan kimseye Tanrı yüzsuyu döktürmez."
Eksikliğimizi görebilmek, yanlışlarımızdan dönebilmek, hatalarımızın farkına varıp özür dilemeyi becerebilmek bu kadar zor mu? Ya özür dileyeni affetmek, pişmanlığına inanmak, değişmesine yardımcı olmak daha mı zor ilkinden? Hayatın tekrarı olmadığına göre gerçekten yazık oluyor sevmeyi ve sevilmeyi tadamadan kahırla, afavetle geçen ömürlere.