Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Alt katında uyumayı bir ranzanın
Üst katında çocukluğum..
Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
Aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!
Allahla samimi oldum geçen üç yıl boyunca
Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
Büyük bir aşk yamadım
Hayır
Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım..
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı
vardı.
Aşk diyorsunuz ya
Ben istemenin Allahinı bilirim bayım!
Çok şey öğrendim geçen üç yil boyunca
Balkona yorgun çamaşırlar asmayı
Ki uçlarından çile damlardı.
Güneşte nane kurutmayı
Ben acılarımın başını
evcimen telaşlarla okşadım bayım.
Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.
Uzaklara gittim
"Bir odaya girmeyi ve daha ağzımı bile açmadan insanların beni duymasını istiyorum. Bu hayatı yaşamayı ve bir sürü insana yardım etmeyi, böylece yaşlanıp öldüğüm zaman, yardim ettiğim insanlar sayesinde yaşamaya devam etmeyi istiyorum."
"Başlarının üstünde odun, ekmek ve muz dolu tepsiler, sırtlarındakı şalların içinde uyuyan çocuklarını taşıyan kadınların yanından geçiyoruz. Tarladan dönüyorlar, yemek pisirmekicin eve odun ve yiyecek götürüyorlar. Bunu düşünüyorum, köylerdeki erkeklerin kızların okula gitmesine izin vermedikleri halde kadınların odun taşımasına, pazara gitmesine ve onlar için yemek pişirmesine
neden izin verdiklerini?"
"Var olan kusurlarımı, çıkarları olduğunca görmeyenler, çıkarlar olmayınca nasıl da nankörleşiyor. Küçücük çıkarlar için kocaman yalanlar dolanıyor dillere."