Bu kitap bir suçun değil, bir insanın son saatlerinin hikâyesi. Hugo, idamı anlatırken ne kan gösterir ne de bağırır; tam tersine sessizliği konuşturur. Sayfalar ilerledikçe okur, mahkûmun hücresinde onunla birlikte nefes alır, korkusuna, pişmanlığına ve en çok da yaşama tutunma isteğine tanık olur. Suç geri plandadır; merkezde insan vardır.
Eser, “adalet” adı altında verilen bir cezanın, aslında toplumun vicdanında açtığı yarayı gözler önüne serer. ve unutmayın ki;
“Ölümden önce öğrenilen en ağır gerçek şudur: İnsan, en çok yaşamaya tutunduğu anda yalnız kalır.”