Sinsi bir hastalık tarafından kaçınılmaz biçimde yavaş yavaş ölüme sürüklenen bir zavallının bir hançe darbesiyle acılarına hemen bir son vermesini bekleyebilir misin? Üstelik bütün gücünü eriten bu hastalık, aynı zamanda ondan kurtulmak için gerekli cesaretten de yoksun kılmaz mı o zavallıyı?
Ah! Koşa koşa yola çıkıp tasarladığımız yere vardığımızda, değişen hiçbir şey olmuyor ve biz bütün yoksulluğumuzla, bütün sınırlılığımızla kalakalıyoruz, ruhumuz ise yitmiş bir doyumun özlemi içinde.
Bazen kendimi unutup artakalan zamanlarda eğlencelerden birine katılmak, bazı hoş kişilerle birlikte aynı masada içtenlikle şakalaşmak, bir araba gezisi, danslı bir eğlence düzenlemek gibi şeyler yapmak iyi bir etki yaratıyor üstümde; ancak o esnada, kullanılmamaktan küflenen ve iyice gizlemem gereken birçok başka yetinin içimde var olmaya devam ettiğini aklıma getirmemem gerekiyor. Ah, bu da yüreğimi tümüyle daraltıyor. – Her şeye rağmen, anlaşılmamak, bizim gibilerin yazgısı
Çoğu, yaşayabilmek için günlerinin büyük bir bölümünü çalışarak geçirir ve özgürlük olarak arta kalan zaman onları o kadar kaygılandırır ki, ondan kurtulmak için denemedik şey bırakmazlar. Ey insanın alınyazısı!