Giden gidiyor, kalan kalıyor. Yasa böyle. Gideni özlediklerini bile onu görünce hatırlıyorlar. Döndüğünde, bir başkası olduğunda. Öldüğünde. Bunu bilmiyorlar, oysa en feci ölüm, bir başkası olarak yaşamak zorunda kalmaktır.
Yolcular gitmesin istiyor. Yolcu tam gitmek üzereyken anlıyorlar ona ihtiyaç duyduklarını. Tam da yola çıktıktan sonra,ardından kısık sesle söylüyorlar bunu. Bilmesini istiyor, duymasından korkuyor sanki.
Yolculuğa hazırlanır gibi herkes. Çamaşırlar katlanıyor, en sevilen kitaplar seçilip başucuna koyuluyor. Bir koku, bir kıl kesici, uzun dinlenmemiş parçalar... Hava karardı mı kafalar çekiliyor. Bir yudum içince, yola çıktı sanıyor herkes kendini. Oysa aynı mesafelerde, aynı kaldırımlarda belirsiz mesafelerle yürüyorlar. Hep bir uzaklık duruyor aralarında.