Yüzünden yeterince silemediği bir gülümsemeyi eve kadar getirirdi, portmantoya asar, salona öyle girerdi. Yağmura yakalanmış olurdu bazen, yine de öyle gelirdi, o belli belirsiz gülümsemeyle...
Teskin edici sözler neye yarar ki? Bir gün hepimiz sözlerin bir âna ait olduklarını öğrenmek zorundayız. Günü gelir, nesneleri değiştiriverirler: Hiçler, aslalar ... Çamur adamlar gibi kırılıp dağılmak var onların kaderinde.