Nikahını kıydığım Gelin Hanıma sordum:
Mehir olarak eşinden istediğin şey nedir?
-Gram altın, dedi.
Bu benim daha önce hiç duymadığım bir rakamdı. Çok hoşuma gitmekle beraber bir miktar da şaşırmıştım. Sordum o şaşkınlıkla;
+Az Değil mi?
-Neye göre az, dedi.
+Ne bileyim, şimdiye kadar bir çok nikah kıydım ama böyle düşük rakam söyleyene hiç denk gelmedim, dedim.
-Evet, etrafta çok farklı rakamların telaffuz edildiğini biliyorum. Ama bunların yanında benim bildiğim bir şey daha var. Hani Peygamberimiz (s.a.v); "Nikahın en hayırlısı kolay ve külfetsiz olanıdır." buyurmuyor mu?
Benim ölçüm bu. Başkalarının ne yaptığı beni ilgilendirmez, dedi.
(Şaşkınlığıma bir de hayranlığım eklenmişti.)
+Geleceğe dair bir kaygın yok mu? Elinde bir sağlamlık olsa fena mı olur?, diye sordum mahsustan.
-Hocam, benim eşim sağlam olsun. O sağlam
olmadıktan sonra bu tür şeylerin bana göre hiçbir kıymeti yoktur. Ben Allah'a güveniyorum. Benim tevekkülüm O'na dır. Ben eşime de güveniyorum. Ben eşimi mağazadan kıyafet alır gibi seçmedim çünkü. Öyle bir takım yaldızlı sözlerine kanarak "tamam, kabulümsün" de demedim. Soyunu sopunu biliyorum. Nasıl bir ailede büyüdüğünü biliyorum. Dahası bu işe bir başıma da karar vermedim. Büyüklerimin görüşlerinden, tecrübelerinden ve tavsiyelerinden de yararlandım, dedi...
Şu an çocuklarını evlendirmek isteyip de uygun aday bulamayan velilerin "keşke, böyle bir gelin de bize denk gelse" diye iç geçirdiklerini tahmin edebiliyorum.
Fakat bu arzu ve beklenti içerisinde olanlara şunu hatırlatmak isterim. Bu bilinçte çocuklar istemekle olmuyor, yetiştirmekle oluyor.
Bu kalitede çocuklar 'çocuktur, çok da üzerine
gitmemek lazım' demekle olmuyor. Bu tür çocuklar emek istiyorlar, sabır istiyorlar ve en
önemlisi de dertli bir yürek istiyorlar.
Ne güzel bir duâ; "Allah