İnsan, ön yargılarından arınıp "her şeyden, herkesten öğrenebileceğim şeyler bulunabilir" diye düşündüğünde alıcılarını sonuna kadar açacaktır. Unutmamalı ki yeryüzünün ilk bilgisini insan bir kargadan öğrendi. Kabil, kardeşi Habil'i öldürdüğünde onun cesedini ne yapacağını bilemedi ve Allah ona cesedi gömmesi gerektiğini bir karganın fiili ile öğretti. Demek ki insanın hayvanlardan bile öğreneceği şeyler bulunabilir.
Bugünün sorunları geçmişteki hükümleri kes-kopyala-yapıştır yaparak çözülemeyeceği gibi geçmişi yok sayarak da çözülemez. Felsefenin kendisini Thales'e, Mantığın Aristotales'e, tıbbın Hipokrat'a, tarihin Heredot'a, hukukun Roma'ya bağlamakla övündüğü bir dünyada biz Ebu Hanife, İmam Şâfiî, İmam Mâlik ve Ahmed b. Hanbel (Allah hepsinden razı olsun) gibi âlimlerimize burun kıvırırsak kendi bindiğimiz dalı kesmiş, aslımızı inkâr etmiş, kabuğundan çıkınca kabuğunu beğenmeyen kaplumbağa misali olmuş oluruz. Bununla birlikte bugünün sorununu "doğrudan" Ebu Hanife'ye, İmam Şâfiî'ye, İmam Mâlik'e ve Ahmed b. Han-bel'lere çözdürmeye çalıştığımızda ise kafayı kuma gömmüş, kabuğumuza çekilmiş ve geçmişin tatlı hülyalarıyla avunmuş, sorumluluktan kaçmış oluruz.