Onlar henüz yolun başındaydılar, benimse hala bir yolum yoktu.
Ceketimi alıp çıktım. Yolu olmayan insan yürümez. Yürüyemez. Ne yapmalı? Oturmalı, yatmalı, sürünmeli ya da koşmalı. Koştum. Yolları, kime aitse onlara bıraktım. Nereye koşmalı? Dağlara koştum. Vadilere, ovalara, bayırlara, kırlara koştum. Yoruluncaya kadar, nefesim kesilinceye, mecalim tükeninceye kadar koştum. Koştum, düştüm, koştum, düştüm. Düştüm, düştüm, düştüm.... Nihayet yoruldum ve durdum. Güneş batmaya karar verdiğinde bir vadiye amaçsızca bırakılmış bir bankın üzerine oturdum. Hayat Dede geldi yanıma. Evlat, dedi, madem yolunu yolsuz yürümek istersin, yolun açık olsun. Yol bilmesen de yordam bilesin, vazgeçme ki yurdunu bulasın, dedi ve gitti.