1963'leri anımsıyorum. Gazeteciyim. Haftanın kimi günleri sabaha değin çalışıyorum basımevinde. Sokağa çıkma yasağı var. Görevli kartı verilmiş bana. Gecenin herhangi bir saatinde işten çıkıyor, yorgun argın evime dönüyorum. Hava leylak/ve tomurcuk kokuyor. 3 Haziran 1963. Duyuyorum ki Nazım Hikmet ölmüş. Bir sanatçı için, böyle bir haberi soğukkanlılıkla karşılamak olanaksız! «Hava leylâk/ve tomurcuk kokuyor//uy anam anam/haziranda ölmek zor dizeleri dökülüyor dudaklarımdan.
2 Haziran 1970... Duyuyorum ki Orhan Kemal ölmüş. Yine aynı dizeler, yine kendiliğinden...
'Haziranda Ölmek Zor'u bana imzalatmağa gelen kimi dostlar, sevgiyle soruyorlardı:
- Haziranda ölmek zor da, temmuzda, ağustosta, mayısta kolay mı?
Ben de şöyle diyordum onlara:
-«Dilerim, onüçüncü ayda ölesiniz!»
-«Onüçüncü ay yok ki!»
-«Öyleyse çok yaşayın!»