İşte, düşünüldüğünde bu kadar dehşetengiz bir şey yazı! Boş bir sayfaya küçük harflerle "dünya" diye yazıyorsunuz, ve o küçük harflere baktığınızda tırnak kadar bir alanda koskocaman bir tüm dünya gerçekten de varmış gibi görüyorsunuz bir anda. "Kâinat" diye yazıyorsunuz; kâğıt üzerindeki tek sözcükte gözünüzün, aklınızın, hâyâlinizin alamadığı sınırsızlıkta bir kâinat bütün anlamları, uzantılarıyla birlikte canlanıyor! Atlaslara bakmak içimizden, olduğumuz yerden çıkmış olmak duygusu veriyor bize.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gerçek hayatta da böyle değil midir zaten? Bir evi, o evin kadınına ait görmez miyiz içten içe? O evi o ev yapanın, içinde yaşayan kadın olduğunu düşünmez miyiz? Ve, ortada bir suç, bir mesuliyet, bir görev olduğuna inandığımızda, onun nesnesi olarak kadını görmeye meyilli değil miyizdir her zaman? Geçmişi de, değil köşkün, hayatın yükü altında ezilmiş kadınlarla hatırlamak çok doğal herhalde.
Ama yalnız bir yaşamda, bir başka ruhun sizinkinin yanına damladığı ender anlar vardır, yıldızların senede bir defa yeryüzüne sürünüp geçmesi gibi. Daidalos da benim için öyle bir takımyıldızdı.
Sayfa 156 - ithaki, çev. Seda Çıngay Mellor·Kitabı okudu