Aniden, dünyanın böylesine büyük, kainatın böylesine karanlık olduğunu görmek... Bunun sınırsız cazibesi, sınırsız yalnızlık... İlk kez bu günlerde, ona bu ellerle, bu gözlerle bakıyordum. Şimdiye kadar dünyaya yarı kör bakıyormuşum diye düşündüm.
Evlilik: Kadın için, bir erkeğin fena kokularına, kabalıklarına, kırıcı tavırlarına tahammül etmekten; erkek için, solmuş ve yıkılmış bir kadının sırnaşıklıklarına, münasebetsizliklerine, asabiyetlerine aldırmamaktan ibarettir! İki vücudu bu karşılıklı azaba mahkum edecek bir bağ, bir zincir vardır ki o da evliliktir.
Aşk... Bir hiç, bir ihtiras. Geçici bir buhran... Öyle bir buhran ki neticesi mutlak nefret ve yorgunluktur! Ve evlilikle aşkı kim karıştırırsa mutlaka üzülür.
Dünya bu yüzden batıyor işte, çünkü insanlar fikirlerini söylemiyor, dürüst davranmıyor, kimsenin keyfi kaçmasın diye yapmacık tavırlar takınıyorlar...