Esma

Eski günleri, benim için güzel değil de zorlu geçen o eski günleri; yaşamak veya umutlanmak için hiçbir şeyinin olmadığı, uzak geleceğin karanlığını aydınlatacak bir şeyin olamadığı, kendimi keşfettiğim oranda büyüyen acıyı ve iç sıkıntısını, anlamayıp, nefret ettiğim sakatlığı içeren eski günleri düşünmekten vazgeçemiyordum.
Sayfa 138
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Evet, bu doğruydu; 'dışarıdaki dünya' ya henüz alışamamıştım. Bu gerçekliği hala tam anlamıyla kavramış değildim. Bu garip, şaşırtıcı, yeni ve hızla hareket eden dünyanın insanlarının ve yerlerinin bir parçası olduğum gerçeğini kavrayamamıştım. Yıllarca karanlığa ve kendi küçük dünyasına hapsolmuş ve şimdi birden dopdolu dünyaya itilmiş, gün ışığını ilk kez görüyormuş gibi boş bakan ve bu yüzden gözü kamaşmış bir mağara adamı gibiydim.
Dışarıdan bakıldığında nasıl görünürsem görüneyim, diğerlerine ne kadar numara yaparsam yapayım, kendime ne kadar yalan söylersem söyleyeyim, sakat olduğum sürece mutlu ve kendimle barışık olamayacağımı çok iyi biliyordum.
Eski yaşayışıma, eski düşünce biçimime öfke duyuyordum. Uğruna yaşayacağım bir şeyler istiyordum ama hiçbir şey yoktu. Hayatımın bir amacı, değeri olsun istiyordum ama yoktu. Boş ve anlamsız bir hayattı benimki. İçimin çekildiğini hissediyordum; bulamayacağım bir şeyi arıyor, tutamayacağın bir şeye uzanıyor gibiydim.
Çarpık ağzım, yamuk ellerim ve işe yaramaz bedenim yüzünden bütün dünyaya kırgındım. Çevremde normal ve kusursuz olan her şeye bakıyordum ve kendi kendime, neden farklı olduğumu, neden diğer insanlarla aynı duygu, ihtiyaç ve duyarlılıklara sahipken, normal bir yaşam sürmemi engelleyen, hatta kendimi her gördüğümde midemin bulanmasına yol açan işe yaramaz bir bedene sahip olduğumu belki yüzüncü kez soruyordum.