M.S 300 Yılında Roma'da başlıyor hikaye. Kusurlu bir sikke elden ele dolaşırken biz de bu ellerin sahiplerini tanıyoruz. Yaklaşık kitabın yarısı bu kişilerin ve çevrelerinin tanıtımı ile geçiyor.
İmparator Diocletianus'un Romasında hayat çok zor. Burada İsa'nın dininden olanlar için yaşam katlanılmaz bir hal alıyor. Hristiyanlar tespit edilip infaz ediliyor. Bu duruma ve bunun gibi zulümlere karşı çıkan yedi kişi bir köpeğin korumasında hiç kimsenin bilmediği, görmediği bir mağaraya sığınıyor. Aynı Ashab-ı Kehf gibi uzun bir uykuya dalıyorlar. Uyandıklarında 309 yıl geçmiş oluyor. Kusurlu sikkelerini alıp şehre yiyecek almaya indiklerinde gerçek ile karşılaşıyorlar.
Zaman değişmiş, insanlar değişmiş, dil değişmiş, mekan dahi çok değişmişti. Fakat gördüler ki her şey değişse de zulüm değişmemişti. Zulme uğrayanlar şimdi zalim olmuşlardı. İnsan değişmiyordu. Yaratıcının verdiği bütün güzellikleri şeytanın oyunu ile çirkinleştirmeye devam ediyordu.
Nazan Bekiroğlu yine kendine has üslubu ile kaleme almış bu kitabını. Fakat diğer kitaplarına göre okuması zorlu oldu benim için. Kitabın yarısına kadar bir olay olmuyor zaten. İsimler çok yabancı. Bir de Roma kültürü ilginizi çekmiyorsa okumak daha da zorlaşıyor. 400. Sayfadan sonra, yani uyurlar uyandıktan sonra biraz akıcı olmaya başlıyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖