Tüm hayatını Doğu Berlin'de geçirmiş halen de orada yaşayan emekli bir profesör Richard. Emeklilik yaşantısına alışmaya çalışırken aslında tam da varoluşunu sorgulamaya başlamışken bir akşam Berlin'de eylem yapan Afrikalı eylemcilerin haberini izliyor televizyonda. Bu noktadan sonra bir çalışma yürütmek bahanesiyle onların yaşantısına ortak oluyor. Başta bir gözlemciyken yavaş yavaş hayatlarına dahil oluyor fakat yazar bunu asla dramatize etmeden anlatmış. Richard üzerinden göçmenlere karşı bir beyazın merhameti gibi bir algı oluşturmaya da çalışmıyor.
Yakınlık kurduğu göçmenlerin her birinin farklı hikayesi olsa da birleştikleri yer Avrupa'da göçmen olmak. Ve tabi siyah bir göçmen olmak. Bunun zorlukları çok iyi işlenmiş. Bir de diğer taraftan doğu ve batı Almanya gerçekleri de kitabın bütününde özelde Richad'ın hayatında işleniyor. En çok hoşuma giden konulardan biri ana karakterin idealize edilmemiş olması. Karşımızda kusursuz bir "beyaz" figürü yok. O da tüm kusurlarıyla hikayenin bir parçası. Yazarın bu kadar çok meseleye değinip bunları savrulmadan anlatabilmesi büyük başarı.
Çavuşesku dönemi Romanya'sında bir çocuğun gözünden onun yaşadıklarını okuyoruz bu kitapta. Babası dikdatörlük polisleri tarafından tutuklanarak çalışma kampına götürülüyor. Annesiyle beraber yaşama mücadelesi veren kahramanın başından geçen olayları tam da bir çocuk perspektifinden aktarıyor yazar. Anlattığı kişilerin hepsi acımasız hepsi çok kötü. Başına çok kötü şeyler geldiği gibi kendi de çok kötü şeyler yapıyor. Okurken kızsam da aslında o ortamda yaşayan bir çocuktan da farklı davranışlar beklenemez gibi geliyor.
Bir çocuğun anılarını okurken aralara serpilmiş ip uçlarından dikdatörlük dönemine dair yaşananları da görebiliyoruz.
Beyaz ŞahGyörgy Dragoman · Yapı Kredi Yayınları · 201025 okunma
Kor gibi oturdu yüreğime bu kitap. Hiç beklemiyordum hiç..
Geçmiş ve çocukluk travmalarıyla ilgili karmakarışık bir hikaye okuyorum sanıyordum. Aslında öyleydi. Ama sonra bi şey oldu ve tüm hikaye yıkıldı,dağıldı, paramparça oldu.
Yazarın öyle sakin huzurlu bir anlatımı var ki. Anlattığı hiçbir şeyi ön plana çıkartmadan hikayenin içinde sizi dolaştırıyor. Ne acıları gözümüze sokuyor ne de mutlulukları parlatıyor. Bu kadar sakin bir anlatımdan böyle bir son gerçekten çok sarsıcı. Mutlaka okunmalı mutlaka.
Hayatta KalanlarAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20252,110 okunma
İngiltere'de Brookfield Okulu'nda öğretmenlik yapan Bay Chips'in öğretmenlik anılarına ufak bir yolculuk yapıyoruz. Esprili ve sevimli bir ihtiyarın iç ısıtan kısa ve keyifli hikayesi.
Azerbaycan edebiyatından hiçbir şey okumadığımı fark edince ne var ne yok diye bakınıp önüme çıkan ilk kitabı okudum. Anar Rızayev, dünyaca da tanınmış bir yazar. Kitabı okurken kendisi ile ilgili de biraz araştırma yaptım. Azerbaycan Yazarlar Birliği başkanlığı yapmış siyasette de aktif görev almış.
Kitap bir yasak aşk üzerinden kurgulanmış. Azerbaycan toplumunda ilişkilere ve aileye bir bakış sunmuş. Kurgu içerisinde sovyet etkisini de yer yer gördüğümüz bir eser.
Azerbaycan edebiyatı ve dahi Türkî Cumhuriyetler edebiyatından neler bizim ülkemizde basılmış diye ufak bir yoklama yaptığımda maalesef çok az kitaba rastladım. Bunların bazılarının da baskısı yok. Salt batı etkisindeki bir edebiyat programından, daha özgün bir basım ve tanıtım programına geçmeliyiz. Yakın olduğumuz coğrafyaların edebiyatına da hak ettiği değeri vermemiz gerekiyor bana göre. Yayınevleri de biz okurlar da bu konuda daha özenli olmalıyız.