Ursula Wirtz'e göre de, "Acı çekme, yas tutma, insanı iyileştirmeye yarayan, yaratıcı duygusal süreçlerdir ve bu yüzden acı çekme ve yas tutmanın, travma terapisinde büyük önemi vardır."Bu nedenle (de) bir insanın üzülme, acı çekme, yas tutma, affetmeme hakkına saygı duymak, kişinin bu duygusal süreci istediği gibi yaşamasına izin vermek önemlidir. Bu hakka gereğince saygı duymamak, kişiyi (çocuğu) birey olarak görmemekle eşdeğerdir.
Yaşanan bir şokun üstesinden gelmenin en iyi yolunun, eskiden tavsiye edildiği gibi unutmaya çalışmak değil, bunun ne anlama geldiğini hissetmek ve anlamını yitirene kadar o şok hakkında konuşmak olduğu kanıtlanmıştır. Susmak, yaralanmış insanların en büyük düşmanıdır.
Kişiler, travmatize olmuş benlik saygılarını yeniden kazanmaya çalışırken onları travmatize etmiş bireylere ve topluma, kendilerine ne yapıldığını göstermeye ve kabul ettirmeye çalışırlar. Kaybedilen parçalarının yasını tutuyorlardır; ve başkalarının da, kaybedilen parçanın hak ettiği değeri, onuru onlarla birlikte teslim etmesini, yas tutmasını arzu ederler.