Quasimodo'nun ruhuna sızmayı deneyip,kalın ve sert kabuğunun ötesine geçebilseydik, yanlış çatılmış iskeletine doğru inip, elimizde fenerle içini inceleyebilseydik, mat kabuğunun karanlık iç yüzünü keşfedebilseydik, en kuytuda kalmış köşelerini, mantıksız çıkmaz sokaklarını aydınlığa kavuşturup, ardından dipte,zincire vurulmuş ruhunu aniden ışığa boğsaydık, daracık taştan bir kutuya hapsedilmiş, Venedik zindanlarında çürüyen mahkumlar gibi büzülmüş ,bir deri bir kemik zavallı halde bulurduk. Tamamlanmamış bedenlerin ruhları nefessiz kalır.