Yuval Noah Harari’nin bu eseri, türümüzün bebeklik evresinden bugünkü "yaşlılık" ve güç zehirlenmesi dönemine kadar uzanan sarsıcı bir yolculuk. Kitabı okurken kendimi adeta insanlığın büyüme evrelerini izlerken buldum. Ancak bu büyüme, maalesef masumiyetin kaybıyla sonuçlanan karanlık ve ürkütücü bir rota izliyor.
Yazarın akıcı dili sayesinde tarihin tozlu sayfalarında değil, türümüzün psikolojik derinliklerinde geziniyorsunuz. En çok etkilendiğim nokta; doğanın içinde kendi halinde yaşayan o "zararsız hayvanın", nasıl olup da ne istediğini bilmeyen, tatminsiz ve yıkıcı bir "tanrıya" dönüştüğü oldu. Kitapta da hissettiğim üzere; insan aslında bir "kul" veya yeryüzünün halifesi olmak üzere yaratılmışken, tanrıcılığa soyunup işleri eline yüzüne bulaştırmış durumda.
Her ne kadar yazarın aralara serpiştirdiği uzun felsefi yorumlar yer yer tempoyu düşürüp sıksa da, genel anlamda ufuk açıcı bir başyapıt. Modern dünyanın çıkmazlarını anlamak ve türümüzün neden bu kadar "duyarsız"laştığını görmek isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir eser. Yanlış yolda olduğumuzu hatırlatan, tokat gibi bir kitap.
Puanım: 10/10