MR.NOBODY

MR.NOBODY
@MrNobady
-Kurulsa pazarın hiçe gidersin. Zâtını âlemde cevher mi sandın. -Sandığın gibi değilim, istediğin gibi de olamam.
Mutluluk fikrimin diğer herkesin mutluluk fikriyle tamamen çelişmesinden korkuyorum. Bu korku beni tüketiyor, bazen geceleri kıvranmama, acı içinde inlememe, deliliğin eşiğine gelmeme neden oluyor. Mutlu muyum? Aslında küçüklüğümden beri insanlar sürekli şanslı biri olduğumu söylüyor ama bana sorarsanız cehennemde gibi hissediyorum, bana şanslı olduğumu söyleyenlerse benimkiyle kıyaslanamayacak ve ölçülemeyecek kadar mutlu görünüyorlar.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan yemek yemezse ölürdü, o yüzden de çalışırdı.Yemek yemek zorundalardı. Hiçbir şey bana bundan daha akıl ermez, anlaşılmaz veya tehditkâr gelmemişti
Kendi Kasabamızın Parmaklıkları Arasında
Puan vermedi·72 syf.·
2026 13. kitabı
Anton Çehov’un Altıncı Koğuş’u, benim için demiryolundan yüzlerce kilometre uzaktaki bir Rus taşrasını değil, tam şu an içinde nefes aldığım modern dünyayı anlatan sarsıcı bir aynaya dönüştü. İlk 40 sayfayı geride bıraktığımda anladım ki Çehov, adalet ve normallik kavramlarının aslında çoğunluğun azınlığa dayattığı birer zorbalık aracı olduğunu yüzüme çarpmak için bu hikayeyi yazmış. ​Kitabı okurken kendime sormadan edemedim: "Normal kim, anormal ne?" Bugünün dünyasında rüşvete, haksızlığa, her türlü adaletsizliğe gözünü kapatıp uyum sağlayan, hiçbir şeyi sorgulamadan gününü kurtaran o kasaba halkı mı normal olan? Yoksa bu çürümüşlüğe karşı öfke duyduğu için parmaklıklar arkasına kapatılan İvan Dmitriç mi? Sistem öyle ikiyüzlü ki, Doktor Andrey Yefimıç sırf unvanının dışına çıkıp o "anormal" denilen adamda gerçek bir entelektüel derinlik bulduğu, ona yakın durduğu için toplum tarafından anında "deli" ilan ediliyor. Çünkü topluma göre normallik; sorgulamamak, "Ben de sizin gibi körüm, ben de hissetmiyorum" diyerek sürüye uymaktır. Ne zaman ki "Bir saniye, burada bir yanlışlık var" derseniz, toplum sizin de biletinizi kesiyor. ​Bu okuma bana en çok şu acı gerçeği fısıldadı: Bu çamurlu kasaba sadece Çarlık Rusyası’nda değil, hepimizin hayatında var. Hepimiz kendi modern kasabalarımızda, düzenimiz bozulmasın diye susarak, "Ben neyi değiştirebilirim ki?" diyerek bir yerlere sürüklenip gidiyoruz. Doktor Andrey gibi odamıza kapanıp kitaplara, telefon ekranlarına ya da konfor alanlarımıza sığınarak kendimizi bu çürümeden muaf sanıyoruz. ​Oysa Çehov’un o sarsıcı dehası tam burada saklı: Sessiz kalarak, eylemsizce izlediğimiz o kötülük mekanizması gün geliyor bizi de yutuyor. Eğer uyanmaz, o içimizdeki rahatsızlık hissini kaybeder ve zihnen teslim olursak; kendi ellerimizle inşa
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma
Benim hastalığım, yirmi yıl içinde bütün kasabada tek bir akıllı adam bulabilmemdir. Ama o da bir deli!
Eskisi gibi sabahları saat sekizde kalkıyor, çaydan sonra eski kitaplarını ve dergilerini okumaya koyuluyordu. Yenilerini almak için artık parası yoktu. Kitapların eski olmasından mı yoksa koşullarının değişmesinden mi bilinmez, okumak artık onu derinlemesine sarmıyor, yoruyordu. Vaktini boş boş geçirmemek adına kitapları hakkında detaylı bir katalog yaptı, üzerlerine etiketler yapıştırdı. Bu mekanik ve zahmetli iş ona okumaktan daha ilginç geliyordu. Bu tekdüze ve itina isteyen iş nedense anlaşılmaz bir sebeple düşüncelerini yatıştırıyor; hiçbir şey düşünmüyor, zaman hızla akıp gidiyordu