Allah de ötesini bırak (Ne kaldı ki..?)
Kitabın aklıma geldikçe uygulamaya çalıştığım ve çok hoşuma giden bölümlerinden birini nakletmek istedim.
Şöyle diyor;
“Bu çok derin bir çalışmadır, niyetin Allah’ın rızasını, dostluğunu kazanmak adına olsun ve ister parkta otur, ister balkona çık… Günde 1 dakikayla izlemeye başla, her ne oluyorsa Allah’ın üzerinde bulunan o kesintisiz emrini, rahmetini gör…
Ve şimdi gökyüzüne çevir gözlerini… Bulutları göreceksin… Onlar gökyüzünde askıda gibi duruyor, düşmüyorlar ve bazen sola bazen de sağa doğru ilerliyorlar. Üzerlerinde Kayyum olan Allah’ın emrini hisset. Allah onlara kesintisiz olarak ayakta durun, diyor. Bir an bıraksa bulutlar yere düşerlerdi! Ve her şeye Kadir olan Allah’ın rahmetini diğer tecelli ettiklerinde de görmeni isterim.
Ağacın yapraklarına bak, kıpırdadığını göreceksin. Bazen hafif, bazen ise şiddetle sallanır. Rabb’im nasıl uygun gördüyse öyle kıpırdarlar. Ve şimdi o ağacın üzerindeki emri gör… Acele etme… Yaprak Allah’ın izniyle kıpırdıyor, o yaprağın üzerinde kesintisiz olarak ne emri var? “Kıpırda, kıpırda, kıpırda…” Bir an olsun bıraksa yaprak duracak.
Ve başını çevir… Oradan geçmekte olan birini görebilirsin… Yürüyen bir insan yahut bir kedi, bir köpek… Üzerinde ne rahmeti emri var? “Yürü, yürü, yürü…”
Ve uçan kuşa gözlerini çevir… Tefekkür et…
Ve kendi üzerine dön… Kendi üzerinde olan rahmeti belki de uzun bir aradan sonra ilk defa hissedeceksin. Şimdi üzerindeki rahmeti yutacaksın, tüm hücrelerine kadar hissedeceksin. Üzerinde “gör, duy” emirleri var. Şu satırları okurken bile tefekkür edebilirsin. “
Ayrıca kitapta farkındalık adına başka güzel fikirler de var. Mesela Allah’tan korkmayı değil Allah’ı sevmemiz gerektiği ve böylece daha çok yakınlaşacağımız gibi… İnsanları affetmeyi, insanları
“Uygarlıklarımızın ölümlü olduklarını belirttiğimiz zaman bile caka satmayı ve kibirli olmayı beceriyorduk! Tarihi bizim yaptığımıza emindik. Halbuki henüz tarih öncesinden bile çıkamadığımız anlaşılıyor!”
“Hayatın yollarında hiç durmadan tarihimizin can sıkıcı cesetlerine takılıp sendeliyoruz. Ama geçmişiyle boğuşmaktan usanan insanlık eğer bir gün geleceğiyle karşılaşsa, onu tanıyabilecek mi? Kendini onda bulup, onun güçlü ve sıcak bedenine avuçlarını dayanabilecek mi?