“Bu Thrain’in Arkentaşı,” dedi Bilbo, “Dağ’ın Yüreği, aynı zamanda Thorin’in de yüreğidir. Ona bir nehir dolusu altından daha fazla önem verir. Pazarlık konusunda size yardımı olacaktır.” Ardından Bilbo bir ürpertiyle, özlem dolu bir bakışla da olsa, muhteşem taşı Bard’a verdi, Bard da taşı elinde büyülenmiş gibi tuttu.
“Ama bu nasıl senin oluyor da veriyorsun?” diye sordu nihayet büyük bir çaba sarf ederek.
“E, şey!” dedi hobbit rahatsız bir halde. “Tam olarak benim değil ama şey, ben hakkıma saymaya razıyım, anlarsın ya. Hırsız olabilirim –öyle söylüyorlar, gerçi ben kendimi hiç hırsız gibi hissetmedim– ama aşağı yukarı dürüst bir hırsız olduğumu sanıyorum. Her neyse, şimdi geri dönüyorum ve cüceler bana istediklerini yapabilirler. Taşın işinize yarayacağını umarım.”
Elf Kralı, Bilbo’ya yeni bir hayranlıkla baktı. “Bilbo Baggins!” dedi. “Elf prenslerinin zırhını giymeye, içinde daha hoş görünen pek çoğundan daha layıksın. Ama Thorin Meşekalkan’ın böyle düşüneceğini sanmam. Belki de benim cüceler hakkında senden daha fazla genel bilgim var. Sana bizimle kalmanı tavsiye ederim, burada onurlandırılacak ve üç kat hoş karşılanacaksın.”