Ömer ATAY

Ömer ATAY
@Mr_omer
Çağın ötesinde/gerisinde bir okur. (evli) instagram.com/@mr._atay_
İnsanlarda baskın karakter yapısı sahip olma arzusu olduğu sürece çocuklara mal gözüyle bakılır. İçlerinde sahip olma arzusu çok baskın olmayan insanlar da var ama günümüzde o tür kişilere nadir rastlanıyor. Dolayısıyla bu çok doğal ve çocuklar da bunu doğal kabul etmeye alışkınlar çünkü tüm toplum bunun doğal olduğunu söylüyor. Bu konsensüs İncil'den beri geliyor: İncil, isyankâr bir oğlun taşlanıp öldürülmesi gerektiğini söylüyor. Neyse, bunu artık yapmıyoruz fakat 19. yüzyılda isyankâr bir oğulun başına gelenler gayet kesin.
Sayfa 54 - Say yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Annelerin bebeklerine duydukları yarı içgüdüsel ve biraz da narsist sevgi çocuk kendi iradesinin ilk işaretlerini verene kadar sürer, ondan sonra kontrol ve sahiplenme eğilimi hâkim olur. Çoğu insan için kendi güçlerini hissetmek, kontrol, önemli olma, bir şeyi ileri taşıma duygusu, söyleyecek bir şeyleri olduğu hissi çocuk sahibi olmalarıyla gelir. Dolayısıyla benim söylediklerim, ebeveynlerin kötü bir tablosu değil, bu son derece normal. İngiliz üst sınıfını görüyorsunuz, genelde çocuklarını hiç takmıyorlar. Avrupalı üst sınıfın mürebbiyeleri, dadıları var; çocuklar annelerin umurunda değil çünkü hayatlarında doyum sağladıkları başka bir sürü şey var. Aşk ilişkileri var, partileri var, atlarla -İngiltere'de- ilgileniyorlar.
Sayfa 54 - Say yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
…İstisnalar yok demiyorum. Gerçek istisnalar, sevgi dolu ebeveynler vardır, bir kısmını gördüm. Fakat genel olarak çağlar boyu, ebeveynlerin çocuklarına davranışlarının tarihçesini okur da günümüz insanının geçmişini görürseniz gerçekten de çoğu ebeveynin esas ilgilendiği şeyin çocuklarının kontrolü olduğunu ve sevgilerinin sadistçe diyebileceğim bir düzeyde olduğunu görürsünüz: "Senin için en iyisini istiyorum ve benim kontrolüme isyan etmemen kaydıyla seni seviyorum."
Sayfa 53 - Say yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Bence travma oldukça enderdir ve aslında yaşanan tek bir olaydır, travmatik etkisinin güçlü olması için gerçekten çok sıra dışı olmalıdır. Fakat travmatik olduğu söylenen birçok olay, mesela babanın üç yaşındaki oğlunu bir kez, çok öfkeli olduğu bir anında dövmüş olması; Tanrı aşkına, bu travmatik bir olay değildir. Bu gayet normal bir olaydır çünkü etki aslında, tekil olaylar tarafından değil, ana babanın, ailenin daimi, sürekli bütün halindeki ortamı tarafından oluşturulur. Böyle etkisi olabilecek gerçek bir travma durumunu yaratan tekil olaylar ancak nadiren olur. Günümüzde insanlar, treni kaçırdıklarında veya bir yerde kabul edilemez bir şey yaşadıklarında gerçek travmadan söz ediyorlar. Travma, tanımı gereği, insanın sinir sisteminin kaldırabileceğinin ötesinde bir yük getiren olaydır. Kişi travmayı kaldıramayacağı için bu travma derin bir rahatsızlık yaratır. Fakat bu tür travmalar çok nadirdir, çoğunlukla travma denilen olaylar aslında hayatın içinde gerçekleşen ve çok az etkisi olan bu tür şeylerdir. Ancak sürekli bir ortamın etkisi olabilir.
Sayfa 49 - Say yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Freud'un tanımı, esasen toplumsal bir tanım ve kelimenin dar anlamında eleştirilecek bir şey değil çünkü o yüzyılın insanıydı ve toplumunu asla sorgulamamıştı. Freud, toplumunu, cinsellik tabusunun çok güçlü olması haricinde hiç eleştirmemişti. Bu tabu bir nebze azaltılmalıydı. Freud çok bağnaz, aşırı bağnaz biriydi ve onun öğretilerinin sonucu olduğu iddia edilen şimdilerdeki cinsel davranış tarzını görseydi son derece şaşırırdı. Aslında o iddialar doğru değil. Freud'un bununla pek alakası yok. Günümüzdeki cinsel davranış, genel tüketim akımının bir parçası.
Sayfa 48 - Say yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji