Sadece bir pencere arkasından zaman zaman takip ederler. Çünkü bu heyeti seçen yada azleden kişi padişahtır. Seçtiklerini takip etmeli, performanslarını görmelidir. Bugün Meclis tv'den bizim seçtiklerimizi takip etmeniz gibi. Beğenmezsek bir sonraki seçimde değiştirebileceğimiz gibi.
"Ben ki sultanların sultanı, hakanların başı, krallara taç giydiren, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi ve atalarımın fethettiği Akdeniz'in, Karadeniz'in, Anadolu'nun, Karaman'ın, Sivas'ın, Zulkadriye'nin, Diyarbekir'in, Kürdistan'ın, Azerbaycan'ın, Acem'in, Şam'ın, Haleb'in, Mısır'ın, Mekke'nin, Medine'nin, Kudüs'ün, Arabistan'ın ve Yemen'in ve de ateş saçan mızrağımın ve zafer getiren kılıcımın gücüyle sahip olduğum nice ülkelerin sultanı ve padişahı olan Sultan Süleyman Hanım..."
Okuduğum o kadar şeyden sonra, pencereden bakıp Londra'nın 26 Ekim 1928 sabahında ne yaptığını görmek baştan çıkarıcıydı. Ve Londra ne yapıyordu? Görünüşe bakılırsa hiç kimse Anthonius ve Kleopatra'yı okumuyordu. Shakespeare'in oyunlarına hiç ilgili değildi.
Nihayetinde Ali halifeliği kabul etti ama ilk hitabinda, bu görevi baskıyla kabul ettiğini söyledi. Peygamber'in ölümünden yalnızca bir nesil sonra ümmetin böyle bozulmuş olmasına canı çok sıkılıyordu.