İnsan yaşamının amacının ne olduğu sorusu sayısız kere sorulmuştur; ancak şimdiye dek tatmin edici bir yanıt bulunamamıştır, belki de bulunması olası değildir...
Günümüzdeki uygarlıkta kendimizi hoşnut hissetmediğimiz kesin görünmekle birlikte, eski çağlarda yaşamış insanların kendilerini ne ölçüde daha mutlu hissetmiş oldukları ve bunda uygarlık koşullarının payının ne olduğu konusunda bir hükme varmak hayli zordur.
Bazen uzun sürmüş bir ilişkiyi bitirebilecek soru, olağan bir sesle ve sıradan bir cümleyle sorulurdu:
— Sen daha önceden tanıyor muydun o kadını?
Hayat, o sıradan cümlelerin içinde saklıdır, acılar, aşklar, özlemler, yalnızlıklar, kuşkular, kıskançlıklar hep o sıradan cümlelerin eteklerinin altındadır.
Aşklar sıradan cümlelerle başlar, ilişkiler sıradan cümlelerle biter, dostluklar sıradan cümlelerle terk edilir, acılar sıradan cümlelerle dile getirilirdi.