Peki, bebekler kuyuya ya da su değirmenine nasıl geliyorlar acaba? Bunu herkes bilmez ya,bilen birkaç kişi de vardır. Geceleyin gökyüzüne gerçekten bakmışsan bir sürü kayan yıldız da görmüşsündür. Ara sıra bir yıldız düşüp kayboluyor gibi gelir insana! Nasıl açıklayabiliriz bu olayı? En büyük bilginler bile, bilmedikleri bir şeyi açıklayamazlar. Bir şey ancak biliniyorsa, açıklanabilir. Kayan bir yıldız, Noel'de yakılan o küçük mumlardan biri sanki gökten yere düşüyor da yarı yolda sönüyormuş gibi görünür. Tanrı'nın yolladığı canlı bir kıvılcım sanırsın onu. Öyledir de! Kayan yıldız yeryüzüne doğru gelirken bizi çevreleyen ağır, yoğun hava tabakasına girince parlaklığını yitirir, gözle görülmez olur, çünkü havadan çok daha hafiftir. İşte cennetten gönderilen o kıvılcım, o küçük melek, büyüyüp yetişkin bir insan olacaktır. Hava tabakasına girer girmez, sessizce aşağı doğru kaymaya başlar. Rüzgar onu taşıyarak bir çiçeğe götürür. Bir menekşe, bir karahindiba, bir karanfil ya da bir gül olabilir o çiçek. Küçük melek bir süre çiçeğin içinde kalır, güçlenir. Ama hava kadar hafiftir. Bir sinek ya da bir arı bile taşıyabilir onu. Bilirsin, özellikle arılar bal toplamak için çiçekleri sık sık yoklarlar. Arının geldiği çiçeğin içinde böyle bir küçük melek varsa, arı onu dışarı atmaya kıyamaz; alır, güneşin altında bir nilüfer yaprağının üzerine koyar. O zaman o küçük melek emekleye emekleye nilüfer yaprağından yavaşça suya iner; suyun içinde uyuyup büyümeye başlar. Ta ki leylek, onu görüp cici bir bebek isteyen aileye götürene kadar! Ama leyleğin götürdüğü bebeğin cici olup olmadığını, temiz kaynak suyundan mı, yoksa içinde çürümüş otlar bulunan çamurlu sudan mı içmiş olduğuna bağlıdır. Ama leylek bebekler arasında seçim yapmaz, sözüne ilişen bebeği alıp götürür. Kimi bebekler