Mustafa Kemal, ölmeden önce, öldüğünde cenaze namazının kılınmamasını vasiyet etmiş ve hısımlarından kibirlenen bir grup namazın kılınması
hususunda aralarında ihtilafa düşmüş. Kimileri ‘Hayır kılamayız, çünkü
anayasa bunu yasaklamaktadır’ derken kimileri ise ‘böyle bir meselede anayasayı delebiliriz’ demiş. Ve sonunda Mustafa Kemal’in kölelerinden biri
öne çıkıp, bu büyük suçun (!) neticesinin sorumluluğunu üstlenerek cenaze
namazını kılmış.
Bir zamanlar El Mutenebbi şöyle demiştir:
Ne kadar gülünç şeyler olsa da Mısır’da
Onlar ağlatan şeylerdir aslında
Biz de şöyle diyoruz: “Türkiye’de de hem güldüren hem acı veren, hem ağlatan hem de yok eden ne çok şey var.”