Mustafa Kemal, ölmeden önce, öldüğünde cenaze namazının kılınmamasını vasiyet etmiş ve hısımlarından kibirlenen bir grup namazın kılınması
hususunda aralarında ihtilafa düşmüş. Kimileri ‘Hayır kılamayız, çünkü
anayasa bunu yasaklamaktadır’ derken kimileri ise ‘böyle bir meselede anayasayı delebiliriz’ demiş. Ve sonunda Mustafa Kemal’in kölelerinden biri
öne çıkıp, bu büyük suçun (!) neticesinin sorumluluğunu üstlenerek cenaze
namazını kılmış.
Bir zamanlar El Mutenebbi şöyle demiştir:
Ne kadar gülünç şeyler olsa da Mısır’da
Onlar ağlatan şeylerdir aslında
Biz de şöyle diyoruz: “Türkiye’de de hem güldüren hem acı veren, hem ağlatan hem de yok eden ne çok şey var.”
Ancak iyi bir fıtrata sahip olan Türkler, birgün bu ecnebi fikirleri terk edecek
ve Kemalist ilkeleri ayağının altında ezecektir. Alametleri ufukta görünmek-tedir. Sabah yakın değil mi?
“ ‘Ne zamanmış o?’ diyecekler. De ki: ‘Yakın olsa gerek!’ ”. (İsra: 51)
Türkiye’yi harap edip, İslam’ı yıktıktan sonra, aileyi parçalayıp, ahlaki değerleri çökertikten sonra, değerleri ayaklarının altına alıp dini ibadetlere saygısızlık ettikten sonra ve mescidleri tahıl ambarlarına dönüştürdükten sonra göçtü gitti.
Akrabamızdan, akranımız olan bir çocuğa rastladık. pırıl pırıl güneşli bir günün sabah saatleriydi. Bize, Maraş'tan ne zaman ayrılacağımızı, daha başka öğrenmek istediği şeyleri sorduktan sonra, birden bire beklemediğim bir soru ortaya attı:
-Malatya'da da böyle gökyüzü var mı ? dedi..
:)))