Mecit Ömür Öztürk’ün daha önce farklı kitaplarını da okuduğum için bu kitaba başlarken beklentim yüksekti ve yine beni yanıltmadı. Yazarın manevi konuları sade ama etkileyici bir dille anlatmasını seviyorum. Duayı Yeniden Keşfetmek kitabı insanın iç dünyasına dokunan, okurken durup düşündüren kitaplardan biri.
Duayı Yeniden Keşfetmek, adından da anlaşılacağı gibi sadece dua etmeyi değil, duanın insanın hayatındaki yerini yeniden düşünmeyi sağlayan manevi yönü güçlü bir kitap olmuş. Okurken kendimi zaman zaman günlük hayatın telaşından uzaklaşıp iç dünyama dönmüş gibi hissettim.
Özellikle insanın sıkıntılar, korkular ve belirsizlikler karşısında nasıl savrulduğunu anlatan bölümler oldukça gerçekçiydi. Bu yönüyle kitap, sadece dini bir anlatı sunmuyor, aynı zamanda insana iç huzurunu arama yolculuğunda da eşlik ediyor.
Kitabın en sevdiğim tarafı, duayı sadece zor zamanlarda yapılan bir sığınma olarak değil, hayatın merkezine yerleştirmesi oldu.
“İnsan en çok çaresiz kaldığında değil, dua etmediğinde yalnızdır.” cümlesi kitabın ruhunu çok güzel özetliyor. Okudukça insan kendi hayatını da sorgulamaya başlıyor, bazen unuttuğu manevi bağlarını yeniden hatırlıyor.
Mecit Ömür Öztürk’ün kalemi oldukça sade, akıcı ve samimi. Ağır bir dil kullanmadan, doğrudan okuyucunun kalbine dokunan bir anlatımı var. Özellikle nasihat verir gibi değil de sohbet eder gibi yazması kitabı daha sıcak hale getirmiş.
Manevi içerikli kitapları sevenler için düşündüren, huzur veren ve satır altlarında insanı kendine döndüren bir eser olduğunu düşünüyorum.