Kitapta Eylül’ün küçük ama anlamlı yolculuğunu okuyoruz. Hayallerine ulaşmaya çalışırken bazen düşen, bazen zorlanan ama her seferinde yeniden denemeyi öğrenen bir çocuğun hikâyesi. Bir tohumun büyümesi üzerinden anlatılan bu süreç, çocuklara sabrın ve emek vermenin ne kadar kıymetli olduğunu çok sade bir şekilde gösteriyor.
Okurken en çok hoşuma giden şey, hikâyenin çocukların anlayabileceği kadar basit ama verdiği mesajın oldukça güçlü olmasıydı. Eylül’ün yaşadığı küçük hayal kırıklıkları ve ardından yeniden deneme cesareti, aslında hem çocuklara hem de ebeveynlere tanıdık gelen duygular. Kitap, başaramamak duygusunu korkulacak bir şey gibi değil, öğrenmenin doğal bir parçası olarak anlatıyor.
Bazı yerlerde hikâyenin oldukça kısa ilerlediğini ve biraz daha detaylı olsaydı çocukların karakterle daha fazla bağ kurabileceğini düşündüm. Ama belki de bu sadelik özellikle küçük yaş grubu için tercih edilmiş.
Merve Atila’nın kalemi oldukça sıcak ve yalın. Didaktik bir dil kullanmadan, küçük bir hikâyeyle büyük bir mesaj vermeyi başarmış. Özellikle yeniden denemek fikrini bir tohumun büyümesiyle ilişkilendirmesi oldukça anlamlı ve akılda kalıcı.
Bu kitap, çocuklara başarının bazen hemen gelmeyebileceğini ama vazgeçmeden denemenin en büyük güç olduğunu anlatan tatlı ve düşündüren bir hikâye.