"Hırsızlık ya da cinayet oldu mu, köylüden kurulan bir jüri karar veriyor. Onlara karşı bir iş oldu mu, karar veren, efendilerin ta kendisi o zaman... Bu ne biçim iştir anlayamadım."
"Al sana yaşam!" dedi. "Bak, nasıl birbirine saldırtıyorlar insanları? Hiç istemiyorsun ama öldüreceksin. Hem de kimi? Senin gibi haktan yoksun bir adamı. Senden de daha bahtsızdır o, budaladır çünkü. Polisler, jandarmalar, casuslar, tüm bunlar bizim rakibimizdir. Oysa hepsi de bizim gibi insandır, onları da aynı şekilde insan yerine koymazlar. Işte böylece, insanları karşı karşıya getiriyorlar, aptallık ve korku içinde yöresini göremez duruma sokuyorlar. Ellerini ayaklarını bağlıyorlar tümünün, sömürüyorlar, birbirlerine kırdırıyorlar. Insanları silah, sopa, taş yapıp, 'Bu devlettir' diyorlar."
"İnsan çevresine değişik açılardan bakmalı. Her insanın göğsünde iki yürek çarpar. Biri 'herkesi sev' derken, öteki 'dur, acele etme, bekle biraz' der. Insanlar değişebilir."
"Eğer sizin inandığınız Tanrı bu her şeye gücü yeten Tanrı, rahiplerin bizi bir mesesle dürterek korkutmak istedikleri Tanrıysa bu iyi Tanrı nasıl olur da insanları kötülerin oyuncağı yapar?"