Bir elim kitap tutarken bir elim silah tuttu her zaman . Kendimi değiştiremediğim her bir an için bir kurşun ! Kitap düşmediği sürece kurşunlar da bitmez. Arzular son bulmadığı sürece ruh da ölmez!
" Kardeşim bu nedir , ne oluyor ?"
- bilmiyorum , dedi adam . "Casuslar ! Yuh ! Casuslar !" Başka birine sordu .
" Bu kim ?"
" Bilmiyorum," dedi adam fakat ellerini ağzına koyarak hayret verici bir öfke ve müthiş bir coşkuyla bağırmaya başladı : " Casuslar! Yuh! Casuslar!'
Bana göre bu kısım , toplumsal öfkenin en belirgin örneğini bizlere sunuyor. Bilinçsizce bir araya gelen toplumun yuvarlanmakta olan bir kar topu gibi giderek artaran ilerleyişini anlatıyor . Çoğunlukla kime ya da hangi sebeple yaptığımızı bile bilmeden o denli ateşli bir taraftar oluyoruz ki vahşice parçaladığımız vücutların bile sonradan farkına varıyoruz . Ve ne yazık ki kör kurşunla vurulmuş yüzlerce cesedi ardında bırakan bu denli bilinçsiz birlikteliklerin kirlilikleri ile dolu dünya .