Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Son nefesinde şahadet, mertebesinde şehitlik, kabrinde nur, ahiretinde peygamber şefaati ister.
O El Gaffardır. Çok merhametlidir, dileyenleri affeder.
Kitabı bir müze çıkışında satın aldım, fiyatı oldukça uygundu, günümüz maliyetlerini düşününce kar etmiş olmaları mümkün değildi.
Kendimce bu kitap satışının ticaretinin para odaklı olmadığını düşündüm.
Kitabı alan arkadaşımdan ödünç istedim ve okumaya başladım.
Fatih Sultan Mehmed'in çocukluğundan bahsederken ve tabi İstanbul'un fethine kadar uzanan süreci anlatma kısmında beni dehşete düşüren ilk şey Fatih'in annesi belirsizliği idi. Kitaba göre Fatih Sultan Mehmed'in annesi belli değilmiş!
Bu ne çirkin bi söz, bu nasıl iftira!
İkinci çirkinlik Fatih Sultan Mehmed'in babası II. Murad'ın hiç bir olumlu vasfı olmadığını öne sürerek sarayında keyif içinde olduğunu iddia etmekte.
Bu iddiaya binayen Mehmed babasından hiç bir özellik almamış muhtemel ki devşirme ve belirsiz annesinden almıştır.
Bu ne çılgınlık!
Bu cümleden sonra kitabı okumayı bıraktım, okumayacak, okutmayacağım.
TARİHİ DOĞRU KAYNAKLARDAN OKUYALIM.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mektep kitaplarındaki “din” ve “târih” tahripkârlığına verilecek misâller sonsuzdur. Biz burada 1931 Yılı basım tarihli lise târih kitaplarının İslâm tarihi ile alâkalı olan II. cildindeki tek bir paragrafın nakli ile iktifâ etmek istiyoruz. Yüzlerce emsâli içinde dikkatlerinize sunulan bu bir tek paragrafın bile o devirde körpe dimağların nasıl “İslâm karşıtlığı” ile ifsad ve idlâl edildiğini göstermeye kâfi geleceği kanaatindeyiz:
“..Muhammed’in Peygamberliğinin başlangıcına dâir birçok rivâyetler vardır. Bunlar pek çok efsânelerle karışmıştır. Hakikatte Peygamberin ilk söylediği Kuran âyetlerinin ne olduğu katî sûrette malûm değildir. Muhammed uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan âyetleri lüzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu. Bununla beraber kendisini tahrik eden kuvvetin tabiat fevkinde bir mevcudiyet olduğuna samimi sûrette kaani idi. Muhammed’i harekete getiren ilk âmil bu samimi heyecanlar olmuştur. Muhammed hidâyette irticâlen dinî hitâbette bulunan bir vâiz oldu. Vâizlikten Nebiliğe, Nebilikten nihâyet Allah’ın Resulü haline geçti...”
(Bkz. Târih II. İstanbul 1931, sh. 91)