Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Son nefesinde şahadet, mertebesinde şehitlik, kabrinde nur, ahiretinde peygamber şefaati ister.
O El Gaffardır. Çok merhametlidir, dileyenleri affeder.
Bu yüzden Allah Rasûlü de Sahâbe de bir musibet anında kalkar, namaza dururdu. Yolda İbn Abbas’a kardeşinin vefat haberi ulaştığında “istirca” âyetini okudu, sonra kalkıp namaz kıldı. Çünkü namaz, kılanı, bir hâlden başka bir hâle taşır. En yakınının vefat haberiyle sarsılan kalbine, her şeyin Allah’ın idaresinde, onun müsaadesiyle olduğunu anlatır ve o iradeye teslim olur.
Tarihin ortasında bir çizgi çekilmiş ve halk geçmişi, dini, benliği ile koparılmıştır.
Açık beyan bu kitap bunun ilanıdır. Allah Kadir Mısıroğlu'ndan razı olsun... Mekanı cennet olsun.
Okurken içimin parçalandığı bu tarih ve gerçekler her gencin bilmesi gerekenlerdir.
İçine doğduğumuz dilin, dinle bağı, neye hizmet ettiği, hangi aşamalardan geçtiği, geçilen aşamaların kimler tarafından ne amaçla yürütüldüğü, sonuçların ağırlığı tek tek izah edilmiştir.
Okumalı ve okutulmalıdır.
Mısıroğlu'na yakıştırdıkları 'fesli deli' lakabını içimdeki kahırla, beynimdeki çığlıklarla yaşamadığımı nasıl söyleyebilirim.
Üstü örtülen tarih, benim tarihim, hangi sağlam kafa insanın aklını yitirmesine sebep değil ki ?
OKUMALI VE OKUTMALIYIZ!
" . . . vatan ki milletin yarattığı mefharetler mecmuasıdır; gövdeye can gibi vatanı yaşatan milletse, milleti millet yapan da dilidir. Dilin vatandan dalıa mukaddes olduğunu anlamak için tarihlere bakmak yeter. Giden vatanlar, dilleri diri kalan milletler tarafından tekrar kurtarıldı, fakat dili giden
milletlerin ne vatanları kaldı ne kendileri . . "
İsmail Habib Sevük, Dil Da'vası, İstanbul 1949, sh. 115