• Araplardan hoşlanmıyor. Bu duygusunu pek saklama gereğini de duymuyor. “Üç aylığına gelmiştim buralara, on dört yıldır ayrılamadım” diyor. Suriye’de, Şam’da yaşıyor olmasına rağmen Arapça öğrenmemiş. Bu arada örgüt içinde her şeyi daha çok Türkçe yürüttüklerini gizlemiyor.
    Birden dalıyor!
    Pat diye Ankara’yı, özellikle Sakarya Caddesi’ndeki ekmek içi dönerle birayı özlediğini söylüyor.
    Hasan Cemal
    Sayfa 74 - Doğan Kitap, Ebup
  • Merhaba Değerli Kitap Dostları 


    Bugün sizlerle 2018 yılında okuduğum en iyi kitabın yorumuyla beraberim


    Hasan Ali Toptaş'ı ne kadar sevdiğimi daha önceki yorumlarımda yeterince dile getirdim sanırım. Türkçe'nin yaşayan en iyi yazarlarından bir tanesi, eğer birgün ülkemizden bir yazar Nobel Edebiyat Ödülü alacaksa kuşkusuz bu ödülü fazlasıyla hakeden bir insan. 


    Kitabımıza dönmek istiyorum. Ziya adındaki bir adamın şehirden köye göçmesiyle başlıyor hikayemiz. Kitabımızın içerisinde 7 hikaye bulunuyor. Her hikayede Ziya'nın hayatından bir parçayla buluşuyoruz. Ev sahibine anahtar teslim etmeye giderken bir anda Ziya'nın çocukluğunda buluyoruz kendimizi, sonrasında bir anda bir köy düğününün içinden geçip Suriye sınırında buluyoruz kendimizi. Mekanlar değişiyor fakat hislerimiz katman katman büyüyor adeta. Öylesine etkili bir dille yazılmış ki kitabımız okurken çok defa gerçeklik algınızı kaybetmeniz muhtemel. Öyle bir anda yakalıyor ki bizleri Hasan Ali Toptaş; hikayenin içerisinde kendimize yer bulup yaşarken hikayemiz rüyaya dönüşüp uyanabiliyoruz. Anadolu yaşamını, askerliğin yıpratıcı etkilerini, köy adetlerini, sınırdaki nöbet tutan asker psikolojisini, terör saldırısı sonucunda ailesini kaybeden bir adamın psikolojisini, komutanın vurduğu tokatın çınlamasını, canciğer dostunuzu defnetmenin acısını, hayatın yıllar sonra karşınıza çıkardığı cevapların şaşkınlığını okumayacaksınız, çok samimice söylüyorum gerçekten yaşayacaksınız. Köyde doğup büyüyüp, ilden ile çeşitli sebeplerle taşınmış bir insan olarak yollarımın Hasan Ali Toptaş'la keşişmesinin tesadüf olmadığını bir sebebi olduğunu düşünüyorum. Bu okuduğum 7. kitabı olduğu üstadın. Geride kalan kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Her kitabında bizlere yapbozdan bir parça verdiğini düşüyorum. Tüm kitaplarını okuduğumda karşıma nasıl bir tablo çıkacak bu konuda fazlaca meraklıyım.



    Devamı yorumda 


    Hasan Ali Toptaş'ı okumayan herkese sesleniyorum: imkanınız varsa şuan sipariş edin bu kitabı. Şuan olmasa bile mutlaka okuyun bu yazarı ve kitabı. 2018 yılında okuduğum 81 kitap içersinde 1 numarada kendine yer bulmuş, olduğum en iyi 10 kitap arasına girmeyi hakeden, benim gözümde nobel edebiyat ödülü alan bu kitabı tavsiye ediyorum dememe gerek yok sanırım. Şuan o kadar şaşkınım ki bu şaheseri nasıl yorumlarım derken bir anda dilimin bağı çözüldü ve hala yazarken buluyorum kendimi. Durmazsam sanırım sayfalar dolusu yorum yazabilirim bu kitap için. En iyisi mi ben susayım ve siz en kısa zamanda bu kitabı alıp okuyun. 


    Satırlarda buluşmak duasıyla, kitapla kalın  🤗
  • Merhaba Değerli Kitap Dostları 


    Bugün sizlerle duyulmamış ama fazlaca kıymetli bir eserin yorumuyla beraberim


    #cemilesümeyra #derindalış #kitapyorumu #tavsiyekitap #kitaptavsiyesi @suleyayinlari


    Kitabımıza geçmeden önce yazarımızı anmak istiyorum öncelikle. Geçen yıl nisan ayında henüz 40 yaşındayken hayata veda etmiş olan yazarımızı saygıyla anıyorum. Mekanı cennet olsun İnşAllah. Yazarımız edebiyat fakültesi mezunu ve bir Türkçe öğretmeni. Üniversite yıllarındayken intihar ederek yaşamına son veren yazarlar hakkında derin araştırmalar yapmış ve bu tezi daha sonra düzenlenerek kitap haline getirilmiş. Yorumlamaya niyet ettiğim kitap ise yazarın ilk ve tek öykü kitabı. 


    Kitabımıza dönecek olursam. Beni çok derinden etkiledi. Anlatımı duru ve saf. Okuduğum en samimi kitaplardan biri olduğunu söylebilirim. Kısa kısa öykülerle hergün birçoğumuzun hatırlamadığı ölüm gerçeğini hatırlattığı ve hafızalarımıza kazımayı başarabildiği için minnettarım. Öykülerinde bazen kalemi çocuklarının ellerine vermesi, bazen yaşadığı bir anılarından bahsetmesi, bazen bizi derinlere daldıracak ifadeler kullanması ve vurucu bir sonla kitabını noktalaması Cemile Sümeyra'yı ölümsüz bir yazar yapıyor. Yazarımız yazan bir aileden gelmiş ve yazan bir insan olmuş. Yazan bir eş nasip olmuş. Kitabı en başta yazar adayları olmak üzere, tüm öğretmenlere ve fani olduğunu unutan tüm değerli fani kitap dostlarına tavsiye ediyorum. Klasik haneme yazdığım bu kitabı mutlaka okumalısınız. 


    Yepyeni gönderilerde görüşmek dileğiyle. 

    Huzurla, dostlukla, kitapla kalın  🤗



    Alt kısımdaki öyküyü kaçırmayın 



    Beklememek hafifliktir denildi. O da beklemeyi şiar edindi kendine. Hakikaten de hafiflik hissetti. Hafiflik, huzurun ta kendisiydi. Ama nedense yetmiyordu. Arayış hep devam ediyordu.



    Duru bir yürüyüş seçti; dupduru. Hafif bir yürüyüştü bu, huzurlu yani. Yürürken uçuyordu sanki. Uçmak büyüleyiciydi. Büyülendi kaldı kendi uçuşuyla.



    Yürüyordu. Yürümeyi önemsedi hep. Yürürken bir sonsuz mavilik ilişti gözüne. Uzaklarda... Sevindi. Ne de güzeldi bu mavilik. Mavide derinlik buldu, sudaysa bambaşka bitimsiz bir huzur. Önce kıyısında gezindi bu maviliğin, kolaçan etti dört bir yani, boylu boyunca ve enine boyuna. Dolandı durdu bu huzur diya- rında. Uzun uzun yürüyüşler yaptı. Çok ama çok uzun yürüyüşler... Tanımak istedi, bilmek, daha da sevmek. Böylece gitgide koptu kıyıdan. Oysa sağ kalabilmek yahut içinde yer eden korkudan kurtulabilmek için en azından bir ayağı kıyıda olmalıydı; işte bunu bilemedi. Kıyıdan uzaklaştıkça maviliğin koynunda buldu kendini. Anladı ve hissetti ki, deniz diyorlar bu derinliğin adına.



    Deniz... Ne güzel, ne ince, ne manidar, dedi içinden.


    Bir karış suda boğulan insan olma artık, dedi kendine. Artık dalgalara direnmeliydi. Yıkılmamalıydı. Denizde buldum kendimi, dedi bir gün. Denizsiz olmuyor ki... Bir duygunun etkisiyle daldı iyice derine. Meğer bu kıyılarda hiç deniz olmazmış. Laf arasında öyle görmeyi dileyenlerin söyledikleri küçük yalanlardan ibaretmiş her şey. Deniz derlermiş okyanusa. Olmadığını bile bile kandırırmış böylece insan kendini, yalanının etrafında dolanırken.



    Önce nefes alınmaz bir yerde olduğunu anladı... Düşündü bir an, dalmanın da bir usulü varmış, diye. Ne çıkabildi ne de durabildi, derinlerde düşünemez oldu.
  • Merhaba Değerli Okurlar

    Bugün sizlerle fazla duyulmamış değerli bir kitabın yorumuyla beraberim 


    #hüseyinsu #gülşefdeliyemeni #kitapyorumu #tavsiyekitap #kitapönerisi #kitaptavsiyesi



    Haziran ayı başında Ankara'da Melike Hatun Camisinde kitap fuarı olmuştu. Ankara'da yaşayanlar bilir. O vakit bende Ankara'da bulunuyordum. Çok sevdiğim bir yayınevi olan @suleyayinlari standına uğramak olmaz dedim. Almak istediğim bazı kitaplar vardı. Onları aldıktan sonra stantdaki abiye "abi bir tane de sen kitap tavsiye edermisin?" diye sordum. Direkt olarak bu kitabı önerdi. Konusuna baktım hoşuma gitti. Haziran ayı içerisinde kitabı okuma fırsatım oldu. Sizlere kitap hakkındaki düşüncelerimden bahsetmek istiyorum. 



    Saf ve nitelikli bir dille yazılmış kitabımızda. 

    Aile içi şiddet, çatışmalar, komşuluk ilişkileri, aile ilişkileri, maneviyatımızın bozulması, çocukluğumuzda kalan duygularımızla ilgili kısa ancak bir o kadar derin ve anlamlı öykülerle başbaşa kalıyoruz. Yazarımız bunları yaparken bizlerin o anlara tanıklık etmesini sağlayacak psikolojik derinliği bizlere veriyor. Gerçek bir edebi metin okuyor hissini yaşıyorsunuz. Ben kitabı çok sevdiğimi ve yazarı sadece bu kitabını okuyup bırakmayacağımı söylemek istiyorum. Büyük çoğunluğunuzun yazarla tanışık olmadığınızı düşünüyorum ve kelimelerin arasında yüzmeyi seven, Türkçe'de nitelikli bir kitap okumak isteyen tüm kitap dostlarına tavsiye ediyorum. 


    Yepyeni gönderilerilerde görüşmek dileğiyle, esenle kalın 🤗
  • Rahman'in kulları öyle kimselerdir ki yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller kendilerine laf attıkları zaman 'Selam' der geçerler.
  • Biz seni ancak bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik
  • Keyif, şehvet, kadın, erkek, hayvan figürü, put, heykel, güneş, din adamı, devlet vb dış dünyamızda somut karşılığı olan olay ve varlıklara bağlanarak insan özgür olamaz. Bilakis ancak ve sadece görünmeye,iç dis dünyamızda somut bir karşılığı olmayan, soyut bir karşılığı olan bir varlıga yonelmekle gerçekleşir iste bu, Allah kelimesi ile ifade ettiğimiz sekilsiz, enlemsiz ve boylamsiz metafizik derinliktir.