10/10
·338 syf.··
2026 13. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 10:49
Kitabı bitirir bitirmez yorum yapmak istedim. Çoook iyi bir gerilim kitabiydi bayıldım. Ana dilde okuduğum için biraz uzun sürdü bitirmesi ama Türkçe versiyonu sanırım üç günde biter, o kadar sürükleyici ve merak uyandırıcı. Kitap üçleme şeklinde. Ikinci kitap Hizmetçinin Sırrı", üçüncü kitap "Hizmetçi izliyor". Ikinci kitapla üçüncü kitap arasında da kısa bir öykü kitabı yayınlamış yazar. O da " Hizmetçinin Düğünü". Hepsini okumak icin sabırsızlanıyorum :) Gerçekten çok iyiydi. Üç ana karakter var en başta sinir olduğunuz kişiye kitabın sonunda acıyor ve hak veriyorsunuz. Gelgitli ruh hali yaşatan bir kitap oldu. Hikayeyi de iki karakterin bakış açısından görüyorsunuz. Sözün özü ben çok sevdim. Siz de sevin:)
The HousemaidFreida McFadden · Grand Central Publishing · 202211,6bin okunma
Sizin hiç Portuga'nız oldu mu??
10/10
·184 syf.·
2026 96. kitabı
Bu kitabı bitirmedim! o, beni bitirdi.. Gözyaşlarım yanaklarımda tuzlu bir gölet oluşturmuş durumda, boğazım düğüm düğüm, sayfalar arasına hıçkırıklarım karıştı.. 35 yaşındaki halimle okuyunca meğer ne çok şey biriktirmişim içimde dedim, Zeze' yi değil büyümemiş leyla'yı okudum bu satırlarda.. Veryansın ettim, yerle yeksan oldum sanki sonlara doğru.. Yazar bu eseri 12 günde yazmış ama 20 yıl içinden atamamiş.. bu bana öyle metaforik geldi ki, bazı insanlar anlık gelir ama ömürlük iz bırakır, ben böyle anladım şu görüşte bile.. Herkesin bir Portuga'sı illa ki olmuştur.. şimdi size aslında bu kitabın beni neden yaraladığını anlatan kısa bir öykü sunacağım.. Daha 10 yaşlarındayım, bir öğretmenim vardı, ismi Abdullah.. Okula gelirken saçları rüzgarda dalgalanir, gülümsemesi değil okulu, Konya'yı kaplardı sanki.. Kareli bordo suveteriyle, elinde siyah çantası.. sanki okula değil sadece benim minik yüreğime gelirdi.. O, nöbetciyse ben de nöbetçi olmak isterdim.. O seviyor diye kitap okumaya başlamıştım, (sabah 5'lere kadar kitap okumam sırf bak ben okudum demek içindi) O sevinsin diye dersinden dönem ödevleri alırdım.. (halbuki ne Türkçe dersiydi ne matematik.. O benim Portuga'mdı.. Aradan yıllar geçti ben büyüdüm liseye geçtim onun ise tayini çıktı.. Bu yaşımda hala o çocuksu yanıma özlem duyuyorum, bana bahşettiği baba sıcaklığını hâlâ arıyorum.. Sanırım Onun için zeze'den çok küçük Leyla'ya ağladım.. İçim titredi okurken, sesim, hıçkırıklarım evi doldurdu.. (Allah'tan oğullarım evde degildi çünkü sadece mutluluktan aglayışlarıma tanık olsunlar istiyorum..) Olur da ömrüm vâkıf olursa 60'lı yaşlarımda yine okumak istiyorum, bakalım o yaşlı bünyemde Portuga'm hâlâ içimde yeşerecek mi?..
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·340 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 14:30
İnsan Nedir? İnsanın ne tür bir varlık olduğu üzerine yapılan araştırmaları ve teorileri destekleyen ve karşı çıkanların argümanlardan yola çıkarak teistik materyalizmin imkanını araştıran bir kitap. İnsanın kendini arayışı en kadim sorulardan biri olsa gerek ki; yazar da bu sorulara verilen cevapları milattan önceden başlatmış, neredeyse günümüze kadar getirmiş diyebilirim. Yazar, insanın dinler arasında yerinin yanısıra; animalizm, belirimcilik, terkipçilik, dualizm, hilomorfizm gibi felsefe akımlarının bakış açılarıyla insanın ne olup, ne olmadığını okuyucuya aktarmaya çalışmış. Kitabın sonuç bölümünün çarpıcı önermerde bulunması sebebiyle önemli olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Bütün bunların yanında, yazarın Türkçeye hâkimiyeti okuyanın gözünden kaçmıyor.Aykut Alper Yılmaz, güncel Türkçe ile felsefi metin nasıl yazılırı uygulamalı olarak göstermiş. Bu sebeple konuya meraklı olanların kitabı sıkılmadan okuyabileceklerini söyleyebilirim.
İnsan Nedir? Teistik Materyalizmin İmkanıAykut Alper Yılmaz · Albaraka Yayınları · 05 okunma
Puan vermedi
İngiliz yazar David Szalay’ın 2025 Booker Ödülü’ne layık görülen ve Türkçe baskısı İthaki Yayınları (2026) tarafından yapılan romanı "Beden", modern erkeğin varoluşsal krizlerini, yalnızlığını ve toplumsal normlar karşısındaki sıkışmışlığını "çıplak" bir gerçekçilikle ele alıyor. Kitap, geleneksel başarı öykülerinden ya da derin içsel hesaplaşmalar barındıran klasik kurgulardan çok farklı. Yazar, okuru karakterin zihninden kasıtlı olarak uzak tutarak, her şeyi dışsal eylemler ve fiziksel varlık üzerinden aktarıyor. Romanın merkezinde István adında, son derece sıradan ve yaşamın içinde oradan oraya sürüklenen bir adam yer alıyor. István, hayatta büyük hedefleri olan, azimli biri değil; çoğunlukla başkalarının talepleri ve şans eseri önüne açılan kapılardan geçerek ilerliyor. Roman, onun ergenliğinden yaşlılığına uzanan kronolojik ama fragmanlar halinde sunulan bir ömrü kapsıyor. Hikaye; ordudan ıslahevine, ardından bir iş insanının hayatını kurtarmasıyla değişen kaderinden Londra’nın lüks çevrelerine uzanan bir yükselişi odak noktasına alıyor. İstvan, para ve güç odaklı modern dünyada sınıfsal olarak hızla yükselip aynı hızla dibe vurabiliyor. "Beden" kavramı, karakterin dış dünya ile bağ kurabildiği neredeyse tek araç. István; sevgiyi, yakınlığı, öfkeyi, şiddeti ve tiksintiyi sadece fiziksel dünyada ve cinsellikte bulabiliyor. Bu nedenle anlatı, sert ve yer yer pornografik öğeler barındıran temalar içeriyor. Yazar, bedeni hem ruha ev sahipliği yapan bir kafes hem de modern dünyada kapıları açan bir sermaye olarak konumlandırıyor. István, hiçbir şeyi tutkuyla arzulamamasına rağmen büyük bir güce ve servete erişiyor. Ancak aşk, statü ve zenginlik arasında sıkışıp kaldıkça, bu kontrolsüz güç onu mahvetme noktasına getiriyor. Çevresindekileri de peşinden aşağı çeken,
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026323 okunma
9/10
·631 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 02:55
İlk defa bir kitaba inceleme yazıyorum. Öncelikle uzun bir aradan sonra tekrar fantastik okumaya başladığım için bu kitap bana resmen şifa gibi geldi. Hatta bu serinin ileride çok değerleneceğine inanıyorum. O yüzden şimdiden yerimi ayırtmış olmak bana ayrı bir keyif veriyor. Kitabın henüz Türkçe çevirisi yok. Ben İngilizce okudum ve dili oldukça akıcı, rahat okunuyor; bu konuda içiniz rahat olsun. Bu, yazardan okuduğum ilk kitaptı ama yarattığı dünyayı, karakterlerin hikâyelerini ve özellikle Aris ile Raker arasındaki uyumu çok sevdim. İhtiyacım olan enemies to lovers tam olarak buymuş dedirtti. Yazarın diğer serisini okuduysanız diye minik bir not bırakayım: Kendisi bu serinin daha karanlık ve daha spicy olacağını söylemiş. Bunun sebebi de bu serinin, tam anlamıyla yazdığı ilk yetişkin romanı olması. Kitap oldukça akıcıydı; hiçbir noktada kitaptan kopmadım. Sadece olayların bu kadar art arda yaşanması yer yer biraz yorucuydu (karakterin bela paratoneri olması bazı sahnelerde gereğinden fazla hissediliyor). Yan karakterlere de biraz daha yer verilebilirdi ama ikinci kitapta bunu telafi edeceğini düşünüyorum. Üstelik ikinci kitap da bu yılın sonunda çıkacak, yani devamı için uzun süre beklemeniz gerekmeyecek. Aşağısı belki biraz spoiler. Kitap boyunca “Oldular, olacaklar, allah kahretmesin, yine olmadılar” diye çıtırdan kafayı sıyırmalı, son 100 sayfada ise “NOLUYORUZ NE DİYORSUN SEN NASIL YANİ” diyerek soluksuz okumalı, oldukça keyifli bir deneyimdi benim için. Yazar finalde gerçekten iyi bir plot twist bırakmış. Henüz internette yeterince spoiler dolaşmıyorken okumanızı tavsiye ederim.
StarsideAlex Aster · Avon · 20261 okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 12:32
Etrüks adını ilk duyduğumda Türk kelimesiyle olan benzerliği dikkatimi çekmişti. Daha sonra Etrüks alfabesini gördüğümde de Göktürk alfabesi ile olan benzerliği beni şaşırtmıştı. Türklerle bir akrabalıkları olabileceğini düşünmüş ancak çok da üzerine durmamıştım. Etrüksler bugünkü İtalya topraklarına tarih öncesi zamanlarda yerleşen, oranın yerleşik ilkel insanlarına tarım, kültür, sanat, ticaret ve benzeri medeniyet unsurlarını öğreten, İtalyanların ataları sayılan uygar bir halk. Yazarımız, Turanlılar ile Sakaların (İskit) Orta Asya’dan bugün İtalya denilen topraklara farklı zamanlarda giderek orada karışıp kaynaştıklarını ve Tursakalar’ı (Etrüksler’i) meydana getirdiklerini, Etrükslerin Türklerin ön ataları olduğunu, Etrüksler ile eski Orta Asya Türklerinin dil, gelenek görenek, din, yaşam tarzı ve benzeri birçok konuda benzerlik taşıdığını çeşitli kanıtlarla desteklemektedir. Beni en çok şaşırtan şey ise Etrüksçe ve Göktürkçe’de B, D, G gibi harflerin olmaması oldu. Türkiye Türkçesinde biz “dil” derken Orta Asya Türkleri “til” demekte, biz “gök” derken Orta Asya Türkleri “kök” demekte, biz “pak” değil “bak” diyoruz. Türkiye Türkçesinde bu harfler yumuşamış ancak birçok öz Türkçe kelime Anadolu’da bugün hâlâ Orta Asya Türklerinin söyleyiş tarzında söylenmeye/konuşulmaya devam etmektedir. Tüm binlerce yıllık göçebeliğimize, çeşitli kültürlerle karışmamıza, son binyılda maruz kaldığımız Arap emperyalizmine rağmen dilimizi ve kültürümüzü bu denli korumayı başarabilmemiz bana çok büyüleyici geliyor. Bugüne kadar okuduğum kitaplar arasında beni çok etkileyenlerden biri oldu.
Etrüskler (Tursakalar) Türk idilerAdile Ayda · Boyut Yayıncılık · 20208 okunma