Abbasi döneminde Türkler, askerî güçlerini hızlı artırırken idari-bürokratik alandan uzun süre dışlanmış kaldılar. Bu asimetri, Türk toplumunun İslam medeniyetiyle entegrasyonunun nasıl gerçekleştiğini belirleyen kritik bir faktördü. İslam âlemindeki yerimiz, daha doğrusu Türk olmayanların Türklere uygun gördüğü görev, İslam âleminin ordusu olmak, gerektiğinde ve hiç gerekmediğinde ölmek, her şeyin karşılığını öldükten sonra beklemekti.
Yönetim dili Farsça; dinî otorite Arapça, taşra ve ordu dili Türkçe... Bu hiyerarşik dil düzeni, Türk toplumunun kendi tarihini ve kimliğini yazılı formda koruyamamasının en büyük nedenlerinden biriydi. Dil bir güç aracıdır. Bürokraside dili olmayan, tarihini başkalarının kaleminden okumak zorunda kalır.
Ben Türkçe'nin ezeli bir aşığıyım. Hepimiz öyle değil miyiz? Ben Türkçeyi, muhtelif devirlerinde, muhtelif elbiselerle, muhtelif şekillerde gördüm ve sevgilimi o libaslar altında, kendi cevherinde sevdim.
- Halit Ziya Uşaklıgil
---
Benden evvel üç tane oğulları olduğu için ben doğunca babam çok seviniyor ve müjdeyi en yakın arkadaşıyla paylaşmak isteyerek o sırada komşumuz olan Atatürk'ün o zamanki bağ evine gidip Atatürk'e müjdeyi veriyor "Paşam, nihayet bir kızım oldu, ona birlikte bir isim bulalım" diyor. Atatürk de seviniyor. Ve ikisi beraber bana öz Türkçe bir isim arıyorlar. "Özden" e karar veriyorlar. Özden onların bulduğu bir isim. O dönemde Atatürk de babam da öz Türkçe isimlere meraklı. Böylece ilk Özden ben oluyorum. Benden sonra gelen bütün Özdenlerin ablasıyım.
---
"İnsan" kelimesi Kur'an'da geçer. Enteresan tarafı "unutmak" kelimesi ile köken bağı vardır. (...) Görünen o ki Allah'ı hatırlamazsak kaçınılmaz surette ondan uzağa düşeriz.