Rahmetli Türkçe için o kadar büyük savaşlar verdi ki Sözün Doğrusu 1, Sözün Doğrusu 2 gibi eserleriyle uydurma, çarpık, dilin ahengini bozan kelimeleri düşman edinmişti kendine. Mekanı cennet olsun hazretin.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bağış değil, dolaşıma sokma pratiği
Bu süreci yalnızca “kitap bağışı” olarak adlandırmak eksik olur.
Elbette bazı kurumlara basılı nüsha sağlanmıştır. Ancak yapılan iş bundan ibaret değildir. Asıl emek, doğru kurumu bulmak, doğru kişiye ulaşmak, doğru dili kurmak, eserin bibliyografik bilgilerini eksiksiz sunmak ve kitabı ilgili koleksiyon bağlamına yerleştirmektir.
Bir üniversite kütüphanesine yazarken beşerî bilimler dili gerekir.
Bir Türkoloji bölümüne yazarken çağdaş Türkçe edebiyat vurgusu gerekir.
Bir millî kütüphaneye yazarken bibliyografik kimlik öne çıkar.
Bir halk kütüphanesine yazarken okur erişimi ve dil çeşitliliği önem kazanır.
Bir Avrupa üniversitesinde “collection development” dili kullanılırken, Türkiye’de “kütüphane süreci” ve “öğrencilerle buluşma” dili daha doğru olabilir.
Bu nedenle bağımsız yazarın kurumsal entegrasyonu, rastgele e-posta göndermek değildir. Her kurum için ayrı bir bağlam kurmayı gerektirir.
Şans ve Dans sürecinde kullanılan temel strateji de buydu: Romanı her kuruma aynı cümleyle anlatmak yerine, kurumun kendi koleksiyon mantığına uygun bir çerçeve içinde sunmak.
ÖLÜRÜM TÜRKİYE’M
SELİMGÜRBÜZER
Uzun yıllardır hem Bayburt Postası, hem En Politik adlı internet sitesinde yayınlanan yazıları 2023 yılı içerisinde Ölürüm Türkiye’m adlı üçüncü eserimi Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık’tan okuyucu ile buluşturmanın heyecanını yaşamak apayrı bir duygu seli olsa gerektir. Yayınlanan bu eserim 612 sayfa hacimli, 10 bölüm altında 100’e yakın makaleden oluşuyor:
-Hayat öykümden Ölürüm Türkiye’m Sevda kareleri,
-Ölürüm Türkiye’m Sevdama ruh katan Şahsiyetler,
-Türkiye’m Sevdasını Tehdit Eden İç ve Dış Mihraklar,
-Fitne Katilden Beterdir,
-Hepimiz Aynı Kilimin Desenleriyiz,
-Türkiye’m Sevdasından Yeni Türkiye Yüzyılına Doğru,
-Kimlik Bunalımı,
-Kültür Buhranı ve Medeniyet Ruhu,
-Rol Model Arayışları,
-Sivil Toplum-Sivil Katılım-Sivil İnisiyatif vs. adlı bölümlerden oluşan kitapta, ayrıca Lise çağlarımda matbaasında çalıştığım Bayburt Postası Gazetesinin kurucusu Osman Okutmuş’u da “Kop Tipisi Işığı: Osman Okutmuş” başlıklı yazısı ile yâd etmiş oldum.
Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim:
“Ölürüm Türkiye’m ölümüne bir sevdadır. Çocukluğumuzdan gençliğe, gençliğimizden ihtiyarlığımıza ve ölene dek heyecanı hiç dinmeyecek sevda yüklü bir tutkudur bu. Hatta sevda yüklü bu tutku seli öyle derinlemesine ruh iklimimize işlemiş ki, geriye dönüp şöyle baktığımda hayat hikâyemin hemen her karesinde bunu görebiliyorum.
Nitekim kaleme aldığım eser incelendiğinde Dede Korkut hikâyeleriyle doğup büyüdüğüm Bayburt’tan tutun da Dadaşlar diyarı Erzurum’da üniversite yıllarıma uzanan öğrencilik anılarımda, mezuniyet sonrası meslek hayatına başladığım Aziz İstanbul’un manevi ikliminde ve kuvayı milliye ruhunun merkezi Ankara’da meslek hayatımın devamında bir kısım
Bugün TYT 2026 Türkçe ve sosyal sorularını çözdüm. Türkçe 31d,9y 🥲;sosyal ise 18d, 2y 🤩(2 yanlışın sebebi de dikkatsizlikten oldu)
Türkçe de ise dil bilgisini unuttum neden diye sormayın 🤪
Çay içen insandan, türkü dinleyen insandan zarar gelmez gibi saçma sapan deyişler var. Zararın tillahı onlardan gelir. Ezber bozuyorum: şiir dinleyen kişiden zarar gelmez. :))